Yazdır

Fethullah Gülen Bizi Neden Korkutuyor?

Yazar: M. Ali Birand, Posta Tarih: . Kategori 2005 Köşe Yazıları

Oy:  / 3
En KötüEn İyi 

Hep garibime gitmiştir. Yıllardan beri Devletin çeşitli kesimlerinde hep bir Fethullah Hoca kuşkusu kaygısı vardır. Sürekli olarak da aynı soru sorulur: Bu değirmenin suyu nereden geliyor? Oysa, AB süreciyle birlikte bu soruları artık sormamamız ve korkmamamız gerekecek. Bu sürece ne oranda hazırız?

Fethullah Gülen, yıllardır toplumun bir çok kesimi tarafından daima ilgi odağı olmuştur. Adeta gizli bir gücün sembolüymüş gibi, kimileri tarafından bazen kuşku, kimileri tarafından da kaygıyla izlenegelmiştir. Bu merak hala devam ediyor. MİLLİYET' teki son dizinin anonslarında dahi, sanki bir gizliliğin perdesinin açıldığı mesajları vardı.

Fethullah Hoca hakkında çok kişi farklı düşünür. Kafalar karışıktır. Hiçbir konuşmasını veya adımını gizli yapmamış olmasına rağmen, hep bir kuşku kaygı duyulmuştur.

Başta asker olmak üzere, laik kesimin bir bölümü, kimi zaman mesafeli durmuş , kimi zaman üstüne yürümüştür. Ancak dikkat edin, bu kesimlerin de kafaları karışıktır. farklıdır. Tanıdığım nice asker, Fethullah Gülen'in özellikle yurt dışındaki okullarına hayrandır. Hatta çocuklarını gönderdiklerini bana anlatmışlardır. Laik'liğin sembollerinden sayılan Ecevit' ler de Gülen'e saygı duyarlar, gerektiğinde korumuşlardır.

Buna karşılık, Derin Devlet Fethullah Gülen'in yakasını bırakmamıştır. Sadece onu değil, sempati duyanları, hoşgörüyle bakanları dahi, geçmişte sık sık cezalandırmıştır.

Okullarını övdüğümden dolayı başıma gelenleri ben bilirim. Hele Hakan Şükür'ün bir defasında, 32. GÜN programında Fetullah Hoca'ya sempati duyduğunu söylediğinden dolayı haftalarca medya tarafından hırpalanmasını hiç unutmam. Yıllar önce, Ali Kırca'nın Siyaset Meydanı'nda eski bazı kasetlerinin yayınlanmasıyla birlikte yoğunlaşan bir kampanya, hâlâ bitmemiştir. Hoca'nın tedavisini yurt dışında sürdürmek istemesinin nedeni de bu tip kampanyalar olsa gerek.

Laik çevrelerde kafa karışıklığı böyledir de, muhafazakarlar arasında durum farklı mı sanıyorsunuz?

Hayır.

Onların da derdi, Fethullah Gülen'i bir türlü tam anlamıyla kendi saflarına çekememeleri, siyasetlerine alet edememeleri, bayraklaştıramamalarıdır.

Fethullah Gülen'in kendine özgü bir dünya görüşü, kendine özgü bir din ve kendine özgü bir Devlet anlayışı vardır. Bizlere benzememesinin cezasını çekmektedir. Ne Necmettin Erbakan, ne de Yekta Güngör Özden gibi olmuştur.

FETHULLAH HOCA'DAN RAHATSIZ OLMAMAYI ÖĞRENELİM

Fethullah Hoca'nın dünyasını paylaşmıyorum.

Ancak görüşlerine saygı duyuyorum.

Görüşlerini açıklaması beni korkutmadığı gibi, bu görüşleri benimseyecek kişilerin ülkenin geleceğini tehlikeye düşüreceklerine de inanmıyorum.

Artık Fethullah Gülen'in yakasını bırakalım.

Türkiye Avrupa Birliği sürecine doğru yürürken, hâlâ "değirmenin suyu nereden geliyor?" sorularından veya "Bu adam ülkeyi gizlice şeriata götürmek istiyor. Okullarında gizli planlar hazırlanıyor" kaygılarından, komplo teorilerinden kurtulmamız gerekiyor.

Avrupa Birliğine katılmak demek, size ne kadar ters düşerse düşsün bütün görüşlerin söylenebilmesi demektir. Silahlanmaya veya teröre teşvik edilmedikçe, yasalara ters düşülmedikçe, eyleme girilmedikçe herkes görüşünü açıklayabilmelidir.

Bırakın Fethullah Gülen'in görüşlerini, onu mumla arayacağımız, ondan çok daha radikal görüşlere alışacağız.

"Şeriata uygun devlet kurmak istiyorum" diye açıklama yapanı tepelemeyeceğiz.

"Bağımsız Kürt Devleti Kurulmalı" diyeni hapishanelere atmayacağız.

Fikirlerin açıklanmasından korkmamamız gereken bir döneme gireceğiz. Belki ilk başlarda yadırgayacağız, vatanın elden gittiğini ileri sürenler çıkacak, hatta darbe çığırtkanlığı yapanlar, askeri göreve çağıranlar olacak.

Ancak bizlerin direnmesi gerekecek.

Alışacağız ve benimseyeceğiz.

Bunu yapabildiğimiz gün de, kendimize güvenimiz artacak. Artık her dakika, ülkenin bölünüp bölünmediği veya şeriatın kapıyı çalıp çalmadığı korkularından kurtulacağız. Toplum olarak, enerjimizi komplo teorilerine değil, somut projelere harcayacağız.

Bütün bu evrelerden geçtikten sonra, günün birinde son 30 yılın gazetelerini inceleyenler, Fethullah Gülen ile ilgili yazı ve yorumları okuyanlar çok şaşıracaklar. İşte o zaman, AB'ye katılmış olmamızın ülkemizi nasıl ileriye götürdüğünü görecekler. Diğer müslüman ülkelerle aramızdaki mesafenin neden böylesine açıldığını daha iyi anlayacaklar.