Yazdır

Başbuğ'un Düşündürdükleri

Yazar: Serdar Arseven, Dünden Bugüne Tercüman Tarih: . Kategori 2005 Köşe Yazıları

Oy:  / 3
En KötüEn İyi 

Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, KKTC'de görüştüğü Rauf Denktaş'a "Kalıcı bir anlaşma olmadan Ada'dan tek bir asker çekmeyiz" demişti.

Rum Savunma Bakanı Mavronikolas, bu sözlere son derece sert bir karşılık verdi.

Sabah sabah tüylerimizi diken diken eden bir karşılık...

Kıbrıs'taki Türk askeri varlığını "işgalci" olarak niteleyen Mavronikolas bununla da kalmadı...

"Ankara'daki askeri çevrelerin Türkiye'nin Avrupa Birliği perspektifini anlamadıklarını, komşu ülkeleri ilgilendiren konuları anlamsız, etkisiz ve üçüncü dünya mantalitesiyle ele aldıklarını" iddia etti.

"Demeç, Türk 'işgal' ordusunun ve Ankara'daki militaristlerin gerçek inançlarını gösteriyor" dedi.

Son derece ağır sözlerdi...

Kızdık...

Bizim gazete "akredite" olsaydı da, Genelkurmay 2. Başkanı İlker Başbuğ'un dünkü bilgilendirme toplantısına katılabilseydik, bu ağır sözleri hatırlatırdık...

"Mavronikolas" denilen adama, hak ettiği cevabı verebilme imkânını sağlardık.

Biz olmayınca, sorulmadı...

Mavronikolas da söylediğiyle kalmış oldu!..

Akreditasyon uygulaması bu tür "eksikliklere" yol açıyor işte.

***

Bu böyle...

Sayın Başbuğ'un konuşmasının ayrıntılarını haber sayfalarımızdan takip edersiniz.

Dikkatimizi çeken birkaç nokta:

Sayın Başbuğ,

İlhami Erdil ve Tuncer Kılınç Paşalarla, askeri müteahhitlerden Ali Osman Özmen'in yargılanmakta olduğu davalardan bahsederken şunları söyledi:

"Yargıya intikal edilen olaylar bahane edilerek, yetkisiz kişi ve kurumların kendilerini yargıçların yerine koyarak kişiler hakkında hükme varması hukuka uygun olmadığı gibi ahlâki de değildir. Hele bunu fırsat bilerek gereksiz yere seçkin kişileri ve bunların mensubu oldukları kurumları yıpratmaya çalışmak son derece yanlış ve iyi niyetli olmayan bir davranıştır. Yargı süreci tamamlanana kadar herkes masumdur. Bu evrensel kurala riayet etmeyenler elbette bunun hesabını vermekle mükelleftir."

Evet, Sayın Başbuğ "yargısız infaza" karşı çıktı...

Kişilerin, yargılama tamamlanmadan "suçlu" ilan edilmelerine, lekelenmelerine karşı çıktı.

Bu hassasiyeti paylaşırken...

Yüksek Askeri Şûra kararıyla ordudan uzaklaştırılan Emekli Tabip Albay Prof. Dr. Ahmet Alper'in,"Yargısız infazlara" tepki gösteren Sayın Başbuğ'u "tebrik ettiğini" duyurmuş olalım.

Alper'in açıklaması şöyle:

"Sayın İlker Başbuğ'un yargısız infazlarla ilgili açıklaması son derece takdire şayandır. Hukuk devletinin şartı olan, 'tüm idari işlem ve eylemlerin yargıya açık olması' ve hiç kimsenin yargı organlarının kararı olmaksızın suçlu ilan edilmemesidir."

Anlamlı bir mesaj, değil mi?..

***

Televizyonlardan canlı olarak yayınlanan bilgilendirme toplantısının bir başka bölümüne geçelim:

Başta Kenan Evren olmak üzere, bütün emekli ve muvazzaf TSK mensuplarından övgüyle bahseden Fethullah Gülen Hocaefendi'yle ilgili bir soruya cevap verirken, "ertelenen davadaki isnada" dikkat çekti Sayın Başbuğ:

"Laik devlet yapısını değiştirerek yerine dini kurallara dayalı devlet kurmak amacıyla yasadışı örgüt kurup, bu amaç doğrultusunda faaliyetlerde bulunmak..."

Evet...

Sayın Başbuğ, iddianamedeki ifadelere dikkat çekti "Sorduğunuz için bu hususu da hatırlatmakta yarar görüyorum" diyerek.

Böyle bir hatırlatmaya neden ihtiyaç duyduğunu bilemiyoruz.

Yalnız, bildiğimiz bir şey var:

Bu hatırlatma, Gülen Hocaefendi'nin dile getirdiği müspet bakış açısının karşılığı değildi.

Müteessir etmiştir, mutlaka.