Yazdır

Güney Afrika İle Fetretten Sonra…

Yazar: Mustafa Karaalioğlu, Yeni Şafak Tarih: . Kategori 2005 Köşe Yazıları

Oy:  / 2
En KötüEn İyi 

Johannesburg - Milli marşı dört ayrı dilde (Koza, Zulu, Africans ve İngilizce) söylenen ve geçmişin acı tecrübelerinin doğal bir sonucu olarak anayasasının birinci maddesinde "her türlü ayrımcılığı reddeden" yazan Güney Afrika'da, yeni bir açılımın önemli bir adımı için bulunuyoruz.

Türk heyetine ev sahipliği yapan Devlet Başkan Yardımcısı Jakop Zuma, birçok arkadaşı ve tabi muhatabı Başbakan Erdoğan gibi geçmişte düşünce suçlusu olarak cezaevinde yatan bir politikacı. Bugün, ülke yönetiminde etkin olan siyahların tamamına yakını da zaten, uzun yıllar beyazların siyahlara üstünlüğü esasına dayanan Apartheid rejimi nedeniyle, cezaevlerinden geliyor. 45 milyonu aşkın nüfusa sahip ülkenin sadece yüzde 13'ü beyazlardan (Hollandalı ve İngiliz) oluşuyor. Yüzde 5'lik Hinduların yüzde 80'e yakını ise Müslüman ve orta düzeyde ticarette söz sahibi durumunda bulunuyorlar. Dahası, nüfuslarıyla orantısız olarak yönetimde de etkililer.

Ayrımcılık En Büyük Suç

Güney Afrika'da başta İngilizce ve bozuk bir Felemenkçeden türeyen Afrikanca olmak üzere 11 resmi dil konuşuluyor.

Ayrımcılık en büyük suç… O kadar ki yılda 300 bin kişinin AİDS'den öldüğü nüfusun yüzde 30'unun taşıyıcı olmasına rağmen bu hastalığa yakalanan birisine "AİDS'lisin" demek yasak. Hastalık nedeniyle kimse işinden veya okulundan atılamıyor. Güney Afrika, AİDS'le yaşamayı öğrenmiş..

Kıtanın kahramanı Nelson Mandela'nın adeta yeniden yarattığı Güney Afrika'da kişi başına gelir, 4 bin Dolar civarında seyrediyor ve Türkiye'nin bu ülkeden ithalatı başta altın, maden, demir, çelik vs olmak üzere 1 milyar Dolar'a ulaşmış bulunuyor. Ülke bugün, evrensel standartta bir demokrasi ve basın özgürlüğüne ulaşmış durumda. Özellikle, ırkçılığa karşı küresel mücadelenin merkezi olarak da büyük bir sempati elde ettiler.

Mandela 1999'da Ödülü Almak İstedi!

Türkiye ile Güney Afrika ilişkileri geçtiğimiz yıla kadar pek iyi seyretmiyordu. Mandela'nın 1992'de Atatürk Barış Ödülü'nü kabul etmemesi ile birlikte gerilen ilişkiler, Güney Afrika'daki bazı partilerin PKK'ya "Kürtlere ayrımcılık uygulandığı" gerekçesiyle verdikleri destekle minimum seviyeye indi. Türkiye, Güney Afrika'yı "kırmızı liste"ye alarak ihalelerden men etti. Onlar da, Türkiye'ye silah satışını yasakladılar. Mandela'nın 1999 yılında ödülü almak için dolaylı girişimde bulunduğu ama bu kez de Ankara'nın sıcak bakmadığı belirtiliyor. Yani, yakın döneme kadar adeta bir fetret devri yaşandı.

Bugün, Güney Afrika'nın stratejik açılımında Türkiye öncelikli bir yer tutuyor. Böyle olduğu için de geçen Ağustos'ta Zuma Ankara'ya bir ziyaret yaparak ilk adımı attı. Biz de ardından Güney Afrika'yı ihaleler için "sarı liste"ye geçirerek buna karşılık verdik. Güney Afrika Cumhuriyeti, Ortadoğu, Avrupa ve Avrasya'ya geçiş için bir atlama taşı olarak görülüyor. Türkiye de Afrika'da Güney Afrika'yla birlikte ekonomik ve siyasi açılım elde etmek istiyor. Yani tam bir çıkar ortaklığı zeminine doğru gidiliyor. Altın ticaretindeki büyük hacim de bu işbirliğini kolaylaştırıyor.

Ayrıca, Güney Afrika için Türkiye nükleer enerji yatırımları açısından büyük bir avantaj sunuyor. Çevreci ve alternatif hammadde kaynakları sunan yeni teknoloji Türkiye'nin nükleer yatırımlarında rekabet artırıcı bir seçenek olabilir.

Erdoğan'ın bu ziyaretinde hem ekonomik ve hem de siyasi alanda işbirliğini hızla geliştirecek adımlar atıldı, anlaşmalar imzalandı. Türkiye'nin, BM Güvenlik Konseyi üyeliğine adaylık dahil uluslar arası alanda desteklenmesi yolunda gelişmeler kaydedildi.

Etiyopya'dan sonra Güney Afrika'ya da ziyaret Türkiye'nin Afrika açılımı için tarihi bir kırılma noktası olmaya namzettir.

Kara Kıtada Türk İzleri

Güney Afrika'ya Türkiye ilgisi Osmanlı döneminden beri var ama tabi ki son derece yetersiz. 1860'larda Müslümanlar arasında çıkan mir mezhep anlaşmazlığını gidermek için İgniiliz yönetimi Sultan Abdülmecit'ten alim istedi. Sultan da Ebubekir Efendi isimli bir aleme ülkeye göndererek sorunu hallettirdi. Hayatını Cape Town'da devam ettirmeye karar veren Ebubekir Efendi'nin mezarı bu şehirde bulunuyor ve "efendi" soyaıdı taşıyan torunları hayatlarını burada devam ettiriyor. 1901'de ülkeye büyükelçi olarak atanan ve siyahi halka yardımları nedeniyle Afrikalıların kalbini kazanan Mehmet Remzi Efendi'nin mezarı da Johannesburg'da bulunuyor.

Mandela'nın da Müslümanlara büyük sempatisi var çünkü cezaevi arkadaşı Hindu İmam Harun'du. Harun, cezaevinde öldürüldü. Fethullah Gülen Hocaefendi'nin sevenlerinin Güney Afrika'da üç lisesi bulunuyor. Geçen yıl üniversiteye öğrenci sokma ortalaması yüzde 96 ile bütün ülkenin üzerinde bulunuyor. Heyette bulunan Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı temsilcisi Salih Yaylacı, gazeteciler, medya yöneticileri ve muhabirlere Johannesburg'daki okulu gezdirdi. Gerçekten, gurur verici bir tablo… Okulların sahibi olan ve 9 Türk işadamının kurduğu Horizon Educational Trust (vakıf) burada büyük işler yapıyor. Yaylacı ve arkadaşları ayrıca, Başbakan'ın heyetinden uzakta konaklamak zorunda kalan ve programı izlemekte zorlanan gazetecileri, Ngonyama Doğal Parkı'nda vahşi hayvanların topraklarında tur yaptırarak, gerçek bir ev sahipliği sergilediler.