Yazdır

Medeniyetler İttifakı ve Papa'nın Ziyareti

Yazar: Hüseyin Gülerce, Zaman Tarih: . Kategori 2006 Köşe Yazıları

Oy:  / 0
En KötüEn İyi 

Geçtiğimiz pazartesi günü İstanbul'da Çırağan Sarayı'nda yapılan Medeniyetler İttifakı 4. Yüksek Düzeyli Grup Toplantısı, 12 gün sonra ülkemize gelecek Papa 16. Benedictus'un ziyaretinin de önemine işaret etmiş oldu.

Medeniyetler İttifakı girişimi, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın çabaları ile başlamıştı. Girişimin eşbaşkanlıklarına da İspanya Başbakanı Zapatero ve Türkiye Başbakanı Erdoğan getirilmişti. Girişimin bir Akil Adamlar Grubu var. ABD'deki 11 Eylül terör saldırılarından ve Bush yönetiminin Saddam'ı bahane ederek Irak'ı işgalinden ve son Lübnan saldırıları ile dünya kamuoyunun gündemine bir defa daha gelen sivillere yönelik İsrail katliamlarının ardından, Batı dünyası ile İslam coğrafyası arasındaki gerilim, husumet ancak hem toplumlar hem de ülke yönetimleri arasındaki diyalog çabaları ile önlenebilir. Her iki çaba açısından da Türkiye'nin çok önemli bir ülke haline geldiğini görüyoruz. Türkiye'nin AB üyeliği, bu önemi daha da artırmaktadır. Batı'nın, İslam'ı dışlamadığı, "yeni düşman" olarak görmediği, dolayısıyla kalıcı bir barış için farklı din mensupları arasındaki diyalog ve hoşgörünün mümkün olabileceği, "Avrupa Birliği üyesi Türkiye" gerçeği ile samimi bir iradeye kavuşabilir. Değilse, Haçlı Seferleri'nin çağa uygun vasıta ve imkânlarla devam ettiği yorumlarının güçlenmesi kaçınılmazdır. Türkiye, Osmanlı'dan tevarüs ettiği hoşgörü kültürü ile, demokrasi ile İslam'ı çatıştırmayan Cumhuriyet tecrübesiyle evrensel insanî değerlerde buluşmayı benimsediğini, dünya ile entegre olmayı, insanlığın ortak yürüyüşünde "paylaşma"yı başarabileceğini göstermiş bulunuyor. Bugün yönetimde sergilenen AK Parti tecrübesi de, içeride kutuplaşmayı arzu edenlerin yükselttiği ve güçleriyle orantılı olmayan ses tonlarına rağmen, toplum katında ve dış dünyada kabul görmekte ve bu tecrübenin başarılı olması arzu edilmektedir. Kamuoyu yoklamalarında, henüz alternatif bir siyasi partinin ufukta görülmeyişi de bunu anlatmaktadır. Toplum katında da diyalog ve hoşgörünün ma'kes bulduğunu görüyoruz. Bir kanaat önderi olarak Sayın Fethullah Gülen'in on yıl önce Fener Patriği, Türkiye Musevileri Hahambaşı, Ermeni Patriği ile başlattığı, daha sonra Vatikan'da Papa 6. Paul'ü ziyaretiyle büyüyen diyalog, belli bir kısım çevrelerin itirazlarına ve suyu bulandırma gayretlerine rağmen geniş bir kitleden hüsnü kabul görmüştür. Başlangıçta eleştirilen diyalog iftarları, daha sonra resmî makamlarca sahiplenilmiştir. Ve bu iftarlar bugün Amerika'dan Avrupa'ya, Avustralya'dan Afrika'ya dünyanın dört bir yanında barış köprüleri inşa eden buluşmalar olarak giderek yaygınlaşmaktadır. Hem BM girişimiyle yönetimler, hem de gönüllü kuruluşların gayretleriyle halklar arasında devam eden diyalog ve hoşgörü çabaları hatırlandığında, şimdiki Papa 16. Benedictus'un 28 Kasım-1 Aralık'taki Türkiye ziyareti bir kilometre taşı gibi görülüyor. Başbakan Erdoğan'ın, 28-29 Kasım'daki NATO zirvesine katılması, Papa ile görüşmesini, dolayısıyla bu fırsatın değerlendirilmesini engellememelidir. 30 Kasım'da Papa İstanbul'da olacaktır. Bu görüşmenin olabilme ihtimali hâlâ var. Peygamber Efendimiz (sas)'e yönelik sözlerinden dolayı eleştiri alan Papa'nın Türkiye'de bir özeleştiri fırsatı bulması, bunu Türkiye'de yapıyor olması dünya çapında anlam kazanacaktır. Erdoğan-Papa görüşmesi, Türkiye'nin Avrupa üyeliğini engelleme konusunda ittifak yapan iç ve dış AB karşıtlarına da esaslı bir cevap teşkil edecektir. Devlet adamlığı ile politikacıyı ayıran önemli tarihî anlar vardır. Papa'nın Türkiye ziyareti Sayın Erdoğan'a böyle bir fırsat sunuyor.