Yazdır

Aleviler ve AK Parti

Yazar: Hüseyin Gülerce, Zaman Tarih: . Kategori 2006 Köşe Yazıları

Oy:  / 0
En KötüEn İyi 

Cem Vakfı Başkanı Prof. Dr. İzzettin Doğan, Samanyolu Televizyonu'ndaki Pazar Sohbeti'mizin konuğu idi. Tam da bazı Alevi derneklerinin, 'Alevilik, İslam'dan ayrı bir dindir' iddiasıyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvurdukları bir sırada Sayın Doğan, gerçekten aydınlatıcı açıklama ve tespitlerde bulundu.

Bu tür iddiaların, 'Hz. Ali'siz Alevilik' peşinde koşan, kendi ailesi, yakın çevresi tarafından bile ciddiye alınmayan Marksist bir azınlık tarafından ortaya atıldığını, bu azınlığın asıl hedefinin, Avrupa Birliği'nin bazı fonlarından istifade peşinde koşarak rant elde etmek olduğunu söyledi.

AB üyelik sürecinde, zaman zaman Türkiye'de Alevilerin bir azınlık olduğu iddialarının da gündeme geldiğini belirten Doğan, Anadolu'nun İslamlaşmasında ve Cumhuriyet'in kuruluşunda aslî unsur olan Alevileri, kimsenin azınlık statüsüne koymaya gücünün yetmeyeceğinin de altını çizdi.

Türkiye'nin hasımları, milletimizin düşmanları milli bünyemizi zaafa uğratacak konuları; değişik gizli servis çalışmaları, provokasyonlar ve kutuplaşmalar ile sürekli canlı tutmaya çalışıyorlar. PKK bölücülüğü ile istediklerini tam elde edemeyenlerin karşımıza çıkardığı ikinci büyük potansiyel tehlike, Sünni-Alevi ayrılığı/çatışmasıdır. Maraş, Çorum, Sivas ve İstanbul'da Gazi Mahallesi'nde meydana getirilen ve yüzlerce Alevi vatandaşımızın hayatına mal olan kanlı olaylar hâlâ hafızalarımızdadır.

Tehlikenin büyümesi, bu ülkede diyalog ve hoşgörüden yana olan sağduyulu yaklaşımlar sayesinde önlenmiştir. Nitekim Pazar Sohbeti'nde Sayın Doğan'ın da hatırlattığı gibi Sayın Fethullah Gülen'in, cemevleri yapılması yönündeki çağrıları, bunu başbakanlığı döneminde Sayın Tansu Çiller'e iletmesi, sürekli Alevi-Sünni kardeşliğini savunması adeta bir dalgakıran vazifesi görmüştür.

Gülen'e göre, Alevilik, bu topraklarda ayrı bir zenginlik kaynağı oluşturmaktadır. Sünnilik mülâhazası ile bu kültür kaldırılıp bir kenara atılmamalıdır. Millet olmanın gereğini yerine getirerek Aleviler ve Sünniler birbirini zenginleştirecek kardeşliği tesis etmelidirler. Hoşgörü ve diyalog, elbette Türkiye'de farklı kesimler arasında hayatî bazı şeyler vaat etmektedir; fakat Alevilerle Sünniler arasındaki buzların değil, aysberglerin eritilmesi adına çok daha yararlı bir gelecek hazırlayacaktır.

İşte bu konuda cemevlerinin açılması büyük önem taşımaktadır. Zira Alevilik vicahî (ağızdan ağza aktarılan, sözlü) kültüre dayanmaktadır. Bunun kitabîleşmesi, ilmî bir yapı ve kimliğe kavuşması, Aleviliğin öz kaynaklarının yeni nesillerle buluşması gerekmektedir. Kentleşme sürecinde tam da bu sebeplerle Alevilik, cemevlerine daha fazla ihtiyaç duymaktadır.

Çünkü atadan, dededen intikal eden şeyler aynen intikal etmeyebilir. Bunun için cemevlerinin bünyesinde lokaller, eğitim merkezleri, kütüphaneler, okuma salonları yapılması bugün önemli bir ihtiyaç olarak sahiplenilmeyi beklemektedir.

Ben Sayın Doğan'ın, bu konudaki umursamaz tavrından dolayı AK Parti hükümetine yönelttiği eleştirilere katılıyorum. Bu hükümet, din ve vicdan özgürlüğüne, ibadet özgürlüğüne, herkesten fazla sahip çıkacağı iddiası ile kuruldu. İnanınız, Pazar Sohbeti'nde Sayın Doğan'a, "Bu konularla ilgili olarak Sayın Başbakan, ya da başka bir hükümet yetkilisi ile görüştünüz mü?'' sorusunu yönelttiğimde, "Hayır; çünkü randevu bile alamadım." deyince yüreğim burkuldu.

Böylesine hayatî bir konuda, AK Parti hassasiyet göstermezse, Alevi vatandaşlarımızın meselelerine sahip çıkılmazsa, 'azınlık' iddiasıyla Avrupa'da bölücülük peşinde koşanlara kızmaya hakkımız olur mu?