Yazdır

Kendi Bestesini Okuyan Koro?

Yazar: Hüseyin Gülerce, Zaman Tarih: . Kategori 2006 Köşe Yazıları

Oy:  / 0
En KötüEn İyi 

Demokrasi kültüründen uzak ya da demokrasiyi içine sindiremeyen, yönetimi gerçek mânâda halkla paylaşmak istemeyen güçler, Batı'da da, Doğu'da da aynı metodu kullanıyorlar; sivil hareketleri, yarı resmî hale getiriyorlar.

Başka bir ifadeyle, toplumdaki muhtemel gelişmeleri hesaba katarak ön alıyorlar; ya o yönde kendileri dernek, parti kurduruyorlar, ya da yönetim kadrolarına sızıyorlar. Bağımsızlığını kaybeden ve böylece ipotek altına giren hareketler, bir ömür diyet ödüyorlar. Hesaplarını tamamen dünyevî ölçüler içerisinde yapanların, aynı zamanda 'özgürlük', 'bağımsızlık' şampiyonluğunu kimseye kaptırmamaları ise, tam bir 'yavuz hırsız, ev sahibini bastırır' örneğidir.

Bu çevreleri en rahatsız eden şey, gerçekten bağımsız, kontrol altına alınamayan hareketlerdir. Kendileri bu dünyada her şey oldukları için, falanlar filanlar da ne olmaktadır! Hatta onlardan biri bizim ülkemizde 'bu memlekete komünizm gelecekse, onu da biz getiririz' dememiş midir?

Hareketleri ve o hareketlerin içindeki insanları kullanmak, insan onuruna yönelik bir saygısızlık ve hakarettir. Özellikle bizim ülkemizde gençler, millî ve manevî değerlere bağlı kitleler, Tanzimat'tan beri kullanmanın boy hedefi olmuşlardır. Kullanma tarihi dolan nice idealist hareket, acımasız eller vasıtasıyla, hem de kurucuları tarafından bizzat yaralanmış, itibar kaybına uğratılmış ve tasfiye edilmiştir. Çok sonraları kullanıldıklarını anlayan samimi dava insanları, adeta uçurumdan yuvarlandıklarını hissetmiş, bir kısmı ideallerine küsmüş, pasifize olmuş, ama hepsi de büyük acılar yaşamıştır. 12 Mart 1971 öncesinin, 12 Eylül 1980 öncesinin gençliği, bu acıları iliklerine kadar yaşamıştır. Onlar, hem bir arayış nesli, hem de umut ve heyecanları ile oynanan idealist kuşaklardı.

Sözü, şimdilerde bütün dünyada diyalog ve eğitim faaliyetleri ile adından söz ettiren, 'Gönüllüler Hareketi'ne getirmek istiyorum. Sayın Fethullah Gülen'in ismiyle birlikte anılan bu hareket, sırf bağımsızlık konusundaki hassasiyetlerinden dolayı, belli güç merkezlerini oldukça rahatsız ediyor. Uzaklarda yaşamasına rağmen, zorunlu bir göçe maruz kalmasına rağmen, Sayın Gülen'le Türkiye'de her gün uğraşanlar var. Bir kısım medyayı da kullanarak, bu harekete dış bağlantı kulpu takmaya çalışıyorlar. Oysa Sayın Gülen'in üzerinde ısrarla, hassasiyetle durduğu temel konu; vatanımız, dinimiz, milletimiz ve insanlık adına yapılan hizmetlerin bağımsızlığıdır. Söylediği aynen şudur:

'Gönüllüler Hareketi olarak zikredilen diyalog ve eğitim faaliyetlerinin bağımsız olması çok önemlidir. İnsaflı akademisyenler de her fırsatta bu bağımsızlığa değinmekte ve 'Bu teşebbüs, hiçbir dış güce dayanmayan bağımsız bir sivil toplum faaliyetidir.' demektedirler.

'Evet, 'günümüzün kara sevdalıları' diyerek andığım eğitim gönüllüleri, yola; 'Bu necip millet kendi yarasını kendisi sarabilecek güçtedir. Öyleyse milletimizin himmetine müracaat edeceğiz; ama asla başkalarına bağımlı olmayacak ve yabancılara diyet ödeme zilletine düşmeyeceğiz' diyerek çıktılar. Onlar, önce Allah'a dayanarak, sonra da zahirî esbab açısından milletimizin himmetini yanlarına alarak hürriyet soluklaya soluklaya, bağımsızlık yudumlaya yudumlaya yürüdüler ve ömür boyu ellere el açmadılar, kimseye borçlanmadılar.

'Bir yeryüzü korosu teşkil ederek, bütün dünyada Türkiye'nin sesi soluğu olacak hür lobilerimizin bu yolla oluşacağına inanıyorlardı.'

Kuvvetin hakta olduğu prensibine göre hareket eden, başka güçlerin boyunduruğuna razı olmayan ve kendi bestesini okuyan bir yeryüzü korosu bu. Millî şairimiz Mehmet Akif Ersoy'un yiğit haykırışı ile noktalayalım:

'Yumuşak başlı isem, kim demiş uysal koyunum,
Kesmeye gelir belki, çekmeye asla gelmez boynum.'