Yazdır

Gülen'den Güneydoğu Reçetesi

Yazar: Hüseyin Gülerce, Zaman Tarih: . Kategori 2006 Köşe Yazıları

Oy:  / 3
En KötüEn İyi 

İki haftayı aşan ve Zaman okuyucularıyla sohbetlerle geçen ABD seyahatimin son günlerinde, yedi yıldır burada bulunan muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi'yi ziyaret fırsatı da buldum.

Mütevelli heyet başkanı olduğum Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı'nın Onursal Başkanı Sayın Gülen'e çalışmalarımız hakkında bilgi de sundum. 27 aydınımızın yazılarından oluşan ''Barış Köprüleri: Dünyaya Açılan Türk Okulları'' kitabından duyduğu memnuniyeti belirtti. Entelektüellerimizin bu okulları sahiplenmesinin tarihî bir hizmet olduğunu, milletimizin bu vefayı asla unutmayacağını söyledi. Yeni değerlendirme ve makalelerle kitabın ikincisinin de çıkacağını haber verince memnuniyeti daha da arttı. Benim için bir güzel tevafuk da oldu. Muhterem Hayrettin Karaman hocamızla yaptığımız yeni yılın ilk Pazar Sohbeti'ni Sayın Gülen ve yeğeninin beyi Sayın Cevdet Türkyolu ile birlikte seyrettik. Daha önce de yazmıştım, Samanyolu televizyonu çanak antenler vasıtasıyla Amerika'daki Türkler arasında giderek artan sayıda aile tarafından seyrediliyor. "Zaman gazetesi Amerika'da kaybolanlarımızı buluyor.'' demiştim. Samanyolu televizyonu da aynı hizmeti görüyor. Büyük Buluşma, Sırlar Dünyası, Mavi Rüya, Beşinci Boyut hele Şubat Soğuğu öylesine bir ilgi ile izleniyor ki, gittiğim her yerde sorularla karşılaştım. En çok da ''kim kimdir?'' diye sordular. Bir TV dizisi değil de sanki haber programı gibi seyrediliyor, Şubat Soğuğu.

Sayın Gülen'in bir soru üzerine Güneydoğu ile ilgili söyledikleri gerçekten kayda değer. Bu mesele ile ilgili reçete arayanlar Sayın Gülen'in tekliflerine kulak verselerdi yıllardır yaşadığımız acılar çoktan dinerdi.

Sayın Gülen, meselenin "diplomasi" ile çözümünü tavsiye ediyor. Bölgedeki kanaat önderlerinin değerlendirilmesini önemli buluyor. Diplomasiden neyi kastettiğini de açıyor:

"Şiddet şiddeti, hiddet hiddeti doğurur. Acıdır, kuvveti temsil edenler, akıllarını kullanmaktan, diplomasiyi kullanmaktan daha çok kaba kuvveti kullanmayı tercih etmişlerdir. Problemi daha da derinleştirerek, bir sinme/sindirme olmuştur. Halbuki bölgede problemi çıkartan, azgınlaştırılmış bir azınlıktır. Büyük çoğunluk, kendisini bu ülkenin insanı hissediyor. 'Ben bu ülkenin insanıyım' diyor. 'Her karış toprağını kanımla, canımla suladım' diyor. 'Bu ülke benim namusum olmuştur' diyor. Yüzde 95 itibarıyla 'ülkem bölünmesin' diyor.

"Ayrılığı silah tüccarları istiyor. Uyuşturucu sektörü istiyor. Dıştan Türkiye'nin bölünmesini planlayanlar istiyor. Fevkaladeden müdahalelere zemin hazırlamak isteyenler bu yönde tahriklerde bulunuyor.

"Meselenin bir diğer yanı, bölge insanının hissiyatını dikkate almaktır. Bölgedeki kanaat önderlerinin itibarı artırılmalıdır. Bölgenin nabzı iyi tutulmalıdır. Problemi bölge insanının sempati duyacağı, güven duyacağı insanlarla, idarecilerle çözmek lazım. "Başka bir husus; öyle fazla müştereklerimiz var ki onlarda buluşmak lazım. Öyle değerlerimiz var ki onlarla akan sular durur. Bir defa 'Allah aşkına..' deyin bakalım.

"Bir diğer husus, Doğu ve Güneydoğu'yu cazibe merkezi haline getirmektir. Kuzey Irak bir cazibe merkezi olursa başkalarının iştihasını kabartır. Problem daha da büyür. Bölgenin bazı merkezlerini Paris, Londra, New York yapın, herkes gezmeye gelsin, turistik seyahatler olsun. Bu da 'diplomatik' maharet ister.

"Gönüllü insanlarımızın açtığı eğitim kurumları çok önemli. Bölge insanının Anadolu insanına yeniden bir daha katıp karıştırılması çok önemli. İnsanımızın civanmertliği çözer bu meseleyi. Ruhu yüce bir milletiz, sivil kuruluşları yüreklendirmeliyiz, onları ödüllendirmeliyiz." Sayın Gülen'in tavsiyeleri dileriz basiret, feraset sahibi yöneticileri, meselenin muhataplarını bir daha düşünmeye ve harekete geçmeye sevk eder...