Yazdır

Barış Köprüleri; Dünyaya Açılan Türk Okulları

Yazar: Mustafa Ünal, Zaman Tarih: . Kategori 2006 Köşe Yazıları

Oy:  / 4
En KötüEn İyi 
Türkiye gündem yorgunu… Biri bitmeden, diğeri başlıyor. Kuş gribiyle boğuşurken, bir başka sıcak konu düşüverdi gündeme; Mehmet Ali Ağca'nın tahliyesi… 25 yıldır içeride olan Ağca'nın cezası doldu mu, yoksa erken mi bırakıldı?

Türkiye'nin üzerine yoğunlaştığı yeni tartışma bu. Görüşler muhtelif. Hukukçular arasında bile farklı düşünceler var. Adalet Bakanı Cemil Çiçek dosyayı Yargıtay'a gönderdi. Son sözü orası söyleyecek. Bekleyelim görelim.

Bugün gazete manşetlerinin ve televizyon ekranlarının üzerimize boca ettiği sıcak gündemin biraz dışına çıkarak bambaşka bir dünyaya yelken açalım istiyorum. Bir süredir masamın üzerinde bir kitap duruyor. Fırsat buldukça göz gezdiriyorum.

Kitap Fethullah Gülen'in teşvikiyle Türk girişimcilerin dünyanın ücra köşelerinde açtığı özel okulları konu ediniyor. Eski Başbakan Bülent Ecevit'ten, Yeşilçam'ın unutulmaz yönetmenlerinden Halit Refiğ'e kadar uzanan bir dizi Türk aydını bu okullara ilişkin düşüncelerini anlatıyor. İzlenim ve gözlem eşliğinde…

Dünya edebiyatının seçkin isimlerinden Cengiz Aytmatov'un da düşünceleri var. Aytmatov okullardan söz ederken şöyle diyor: 'Anadolu insanı 'Beyaz Gemi'de kaybolan milyonlarca çocuğu aramaya koyulmuştu Asya steplerinde. Hiçbir karşılık beklemeden Anadolu'nun vefakar insanları Asya'ya koşuyordu. Kimileri ticaret için kimileri okul açmak için geliyordu…'

Aydınların hemen hepsi Türk okullarından en az birini bizzat yerinde görmüş, öğrencilerle, öğretmenlerle konuşmuş… Afaki değil yani anlattıkları.

Kitap okulların 'anlam ve önemine' vurgu yapıyor sadece. Eminim ki, Asya'nın içlerinden, Afrika'nın uçlarına kadar yayılan her okulun ayrı hikayesi var. Bugünkü noktaya gelişlerinin öyküsü, ilk harcı koyan girişimciden, fedakarlığın en has örneklerini sergileyen öğretmenlerine kadar her şey ayrıntılı yazılabilse keşke…

Her Türk okulu bulunduğu yerde 'yazılmamış destan' gibi yükseliyor. Bugüne kadar yazılanlar anlatılanlar eğitim projenin çok azını kapsıyor aslında. Okulların hemen hepsi birer efsane… Bulundukları bölgenin en prestijli eğitim kurumları. Çocuklarını Türk okullarında okutmak isteyen aileler bu ayrıcalığa sahip olmak için yarışıyor adeta.

Yurtdışına sık seyahat edip yolu Türk okullarıyla kesişmeyen neredeyse yok gibidir. Devlet erkanıyla yaptığımız resmi gezilerden biliyorum; istisnasız her yerde okulların sıcak yüzü karşıladı bizi. Bize hiç benzemeyen öğrencilerden İstiklal Marşı'nı dinlerken yeri geldi öğretmenler mihmandarlık yaptı…

Bu okulların belli bir coğrafyası yok, dünyanın her yerinde. Hiç ummadığı bir ülkede okullarla karşılaşanların 'Burada da mı şaşkınlığına…' çok tanık oldum. Galiba ilk Bülent Ecevit söylemişti; Türk okulları Osmanlı İmparatorluğu'nun bile ulaşamadığı uzak diyarlara yayılmış durumda.

Ecevit'in tespiti yerinde. Kaf Dağı'nın arkası mesabesindeki diyarlar birçoğu. Eğitim için en küçük umut ve zeminin bulunduğu her yerde bir okul var. Daha önce Türkiye'nin adını bile duymamış on binlerce öğrenci okullar sayesinde Türkçe konuşuyor.

Prof. Ümit Meriç kitapta okulların misyonunu anlatırken heyecanını satırlara şöyle yansıtıyor: '1990'da bir avuç işadamının Batum'a ayak basmasıyla başlayan Dünyada Türk Okulları Projesi bugün dünyanın hemen bütün ufuklarını kucaklamış bulunuyor. İçim sevinçle doluyor, ecdadın kılıçla sürdürdüğü fetih Viyana kapılarında durmuştu; kalemle başlayan fetihse artık okyanusların ötesine adım attı. Bu fethe gönlümle nefsimle ruhumla ben de katılmak istiyorum'.

Siz bu satırları okurken Kamboçya'da olacağım, bu ülkede ve Tayland'da bulunan Türk okullarının bir programı için… Bir dahaki yazıda buradaki izlenimlerimi paylaşırım…