Yazdır

Salem Koleji ve Dünyaya Açılan Türk Okulları

Yazar: Ali Erkan Kavaklı, Anadoluda Vakit Tarih: . Kategori 2006 Köşe Yazıları

Oy:  / 1
En KötüEn İyi 
Almanya'da yatılı okulların çoğu kiliselere ait. 35 yatılı okulla Katolikler ilk sırada. Protestanlara ait 34, Almanya Hıristiyan Köy Gençliği (Christliche Jugendorfwerk Deutscland) cemaatine ait 13, Alman Özelokullar Birliği'ne (Bundesverband Deutscher Privatschulen) ait 27 yatılı okul var. Toplam 109 yatılı okulun 82 tanesi kiliselere ait.

Alman eğitimciler, yatılı okulların ve özellikle kiliselere ait yatılı okulların eğitime kalite getirdiğinde hemfikir.

Güney Almanya'daki en meşhur yatılı okul Katolik kilisesine ait olan Özel Salem Sarayı Okulu. Kilise okulları geleneksel bir eğitim anlayışına sahip. Dinî eğitimin yanı sıra temel değerleri de öğrencilere kazandırıyor ve onların sosyal yeteneklerini de geliştiriyor. Yatılı okulların çoğu erkek ve kız okulu diye ayrılıyor. Karma değil. (Focus Schule dergisi, Mayıs/Haziran 2005, s. 122.)

Salem Saray Okulu'nda 30 küsür senedir çalışan eğitimci Bernard Bueb, 680 öğrencinin bulunduğu okuldaki günlük programı şöyle sayıyor:

"Uyanış, sabah ritüeli, kahvaltı, dua, dersler, öğle yemeği, dinlenme saati, sosyal görevler, spor, etüt, uyku.?

Terbiye, saygı, nezaket, disiplin en önemli kavramlardır.

Alkol yasak. Gece geç gelen alkol testinden geçer. Büyük öğrenciler sabah sidik kontrolünden geçer, alkol ve uyuşturucu kullananın yatılı okul hayatı sona erer.

"Her gün kontrol, güvensizlik işareti değil mi?" diyenlere Bueb şu cevabı veriyor:

"Tersine kontrol etmemek, şüphe etmek güvensizliği doğurur."

Televizyon ve bilgisayar, pasif bir hayat sürmeye sebep olduğu için en büyük iki düşmandır, diyor Bueb.

Eğitimci Bernard Bueb, problemden ve çatışmadan kaçınmıyor. Çatışma anında eğitimcinin beyin ve gönül gücüyle olayın üzerine gideceği ve çözüm üreteceği, sonuçta bir anlaşmaya varılacağı kanaatinde.

"Anlaşmazlık durumunda anne-baba, probleme el koymalı, çözüm aramalı, ne yazık ki çoğu aile, eğitici rolden vazgeçiyor" diyor eğitimci Bernard Bueb.

Okul tam gün olmalı, diyen Bueb ekliyor:

"Öğretmenler bütün gününü okulda geçirmeli, çalışmak ve görevini yerine getirmek, başkalarına yardım etmek insanı mutlu eder. Çocukların yetenekleri geliştirilmeli, onlara hayatı yorumlamayı ve cesaretle hayata atılmayı öğretmeli. Zenginlik, yetenekleri mahveder, zühd en iyisidir. Ölçüsüzlük, pedagojinin düşmanıdır."

Uzun yaz tatillerinin zararlı olduğuna dikkat çeken Bueb, biz düzene sokuyoruz, çocuk yazın bozuluyor, diyor. Birçok aile, iyi bir eğitim ve hayat disiplini verdiği için çocuklarını Salem Koleji'ne gönderiyor. Güney Almanya'daki koleje ta Kuzey Almanya'dan öğrenci geliyor.

İslâmiyet, alkolü yasaklıyor. Bernard Bueb da alkolün zararlı olduğunu söylüyor.

Başbakan Tayyip Erdoğan'ın da katıldığı, gazeteci Fehmi Koru'nun düzenlediği yemeğe katılan bazı gazeteciler, alkol almayı özgürlük saysalar da, gazeteci Ertuğrul Özkök, ikide bir köşesinde alkol almanın matah bir şey olduğunu savunsa da, Almanya'da da eğitimciler, alkol ve uyuşturucunun başarıyı engellediği kanaatinde. Alman eğitici Bernard Bueb da alkolü yasaklıyor. 30 yıllık deneyimli bir eğitimci olarak alkol ve uyuşturucunun beyin gelişimini kötü etkilediğini biliyorum.

Eğitim-okul konusunda ülkemiz, iyi bir trend yakalamış durumda. Konferans için hangi ile gittimse özel okulların varlığını gördüm. Elazığ'a gelen bir bakan, devlete ait yatılı okulu gezmiş, beğenmemiş, Fethullah Hocaefendi'yi sevenlerin açtığı özel okulu denetlemiş ve devlet okulunda çalışanlara oradaki temizlik, tertip ve düzeni örnek göstermiş.

Da Yayıncılık Ufuk Kitapları serisinde "Barış Köprüleri Dünyaya Açılan Türk Okulları" isimli kitap, 92 ülkedeki 500'den fazla okulun misyonunu ele almış; Mevlânâ ve Yunus gönüllü eğitimcilerimizin insanlar, kıtalar ve devletler arası kurdukları dostluk köprülerine, dünya barışına katkılarına dikkat çekmiş. Okullarla ilgili Cengiz Aytmatov'dan Gülay Göktürk'e, Prof. Kemal Karpat'tan Prof. Niyazi Öktem'e kadar birçok bilim adamı, aydın ve gazetecinin görüşlerine yer verilmiş. Babasını komünizm zulmüne kurban veren ve yıllarca Anadolu'dan uzanacak şefkat elini beklediğini söyleyen, dünyaca ünlü romancı Cengiz Aytmatov'un yazdıklarını okurken gözlerim yaşardı.

"Büyük eğitim hareketi, sevginin gücüyle; rengi, dini, dili ne olursa olsun insanı sevmeyi sevda haline getiren ve bunu hayatın temel gayesi olarak içselleştiren kahramanların omuzlarında dünyanın dört bir yanına dağılmıştır" deniyor kitabın önsözünde.