Yazdır

Örgüt Değil, Tarikat Değil...

Yazar: Hüseyin Gülerce, Zaman Tarih: . Kategori 2006 Köşe Yazıları

Oy:  / 0
En KötüEn İyi 
Fırsat buldukça "Gülen hareketi" ile ilgili değerlendirmeler yapıyorum. (Sayın Gülen'in, bu harekete adının verilmesinden duyduğu rahatsızlığı biliyorum. Doğru tanımlama Gönüllüler Hareketi. Ancak genel kabul böyle olduğu için meramımı ifade adına ben de öyle diyeceğim.) Bu gönüllüler hareketi, ülkemiz ve insanlık adına gerçekten çok şey ifade ediyor. Zannediyorum, çok değil on yıl sonra, bana bile "siz madem bu kadar yakından takip ediyordunuz niye daha fazla yazmadınız, anlatmadınız, millete vefa bu mu?" denilecek.

Yapılanları evet milletimiz ve insanlık adına çok önemsiyorum. Bu yüzden de harekete kayıtsız kalınmasını vefasızlık sayıyorum. Dünyanın 100'e yakın ülkesinde 500'den fazla Türk okulu bulunması heyecan verici değilse, insanımızı hangi sıçrama heyecanlandıracak?

Bu hareket milletimize can suyudur. Ona nokta kadar leke sürülmesine izin vermemek, yarınlarımız adına, tarihimiz adına bugün bir vatanseverlik görevidir.

Bizim ülkemizde maalesef kutuplaşmalardan, hazımsızlıklardan kaynaklanan kabullenememe, kendinden olmayanı küçümseme, karalama gibi bir hastalık var. Mesela yurtdışındaki Türk okullarını hiç görmemiş, burada çalışan öğretmenlerle hiç tanışmamış, başta ABD olmak üzere pek çok ülkede açılmış kültür lokallerini bir defa olsun ziyaret etmemiş, Sayın Gülen'in kitaplarından birini okumamış birtakım insanlar bu hareketi her fırsatta karalıyor, kamuoyunun kafasını karıştırmak istiyorlar. (Ekrem Dumanlı bey, yazısında çok güzel bir örnek verdi.) Sanki yasalara uygun olmayan bir örgüt kurulmuş, sinsi faaliyetlerde bulunuluyor. Sayın Fethullah Gülen belki elli defa "Bir tarikatla ilgim yok, tarikatçı değilim." dediği halde "Gülen tarikatı", "Nurculuğun Gülen kolu" diye söyleyip yazan insanlara ne demeli?

Pekiyi nedir Gülen hareketi?

İki asırdır hırpalansak da, bulunmamız gereken konumdan uzaklaştırılsak da, milletimizdeki yükselme, hak ettiği yeri alma heyecan ve hedefinin yeniden dirildiği bir dönemde Anadolu insanının kendisine yakışan bir hamleyi başlatmasıdır. Asırlarca Allah'ın rızasına kilitlenmiş bir büyük milletin, kendi değerlerini bütün dünyaya gösterme ve evrensel değerler etrafında bir araya gelerek "acaba ihtiyar dünyamıza yeniden bir bahar yaşatmak mümkün olmaz mı?" arayışına girmesidir. Sadece Samanyolu Televizyonu'nda Ayna programını seyreden insanlar bile bu meselenin ne kadar önemli olduğunu görüyor ve anlıyorlar.

Bu hareket, belli bir anlayışın, belli bir mantığın, heyecan, ideal ve sancının bir araya getirdiği insanların buluşmasıdır. Bu insanlarda hayır duygusu var. Bu insanlarda bir adanmışlık ruhu var. Eleştirenlerde yoksa bu insanların kabahati nedir Allah aşkına?

Bir kulvarda bulmuşlar kendilerini. "Milletimize yıllardır tepeden bakılıyor.. yabancı ülkelerdeki üniversitelerde çalışan öğretim üyeleri kendilerini Türk olarak tanıtmaktan çekinir olmuşlar, bu bize dokunuyor.." diyorlar. "Kendimizi ifade etmeliyiz. Globalleşen dünyaya bizim de vereceğimiz değerler var, bunları hal dili ile, sevgi ile, hoşgörü ile herkese sunmalıyız." diyorlar. "Türk dili dünya dili olmalıdır." diyorlar. Büyük bir ekseriyet bunu makul buluyor. Birçok kimse de önde görünenlerin her fikrini benimsemeseler de bu meselelerin makuliyetinde bir araya geliyorlar.

En önemlisi de bu iş için kimseden borç almıyorlar. Ellerini asla kirletmiyorlar. İstiklal Harbi'nin kaynağı gibi tertemiz bir kaynaktan besleniyorlar: Milletin alın teri ve helal kazancı... Gülen hareketi işte bu yüzden bağımsız bir hareket. Hem de tam bağımsız. Zaten birilerini de en fazla bu rahatsız ediyor. Yani hareketin, kimseye diyet borcunun olmaması. Milletimize yakışan da budur.