Yazdır

Türkiye'nin Calvin'i Fethullah Hoca mı?

Yazar: Eyüp Can, Referans Tarih: . Kategori 2006 Köşe Yazıları

Oy:  / 0
En KötüEn İyi 
Camide başörtüsüz, kadınlı-erkekli Cuma Namazı tartışması bir anda Referans'ın Yıldız Şehirler projesi kapsamında üç ay önce Kayseri'de dağıttığı "İslami Kalvinistler" raporunu gündeme getirdi.

İki konu arasında direkt bir ilişki yok ama "başı açık Cuma Namazı" tartışmasının son tahlilde Türkiye'de İslam'ın modernleşme serüveni bağlamında ele alınması çok sağlıklı bir tartışmayı yeniden başlatabilir.

"Yeniden" diyorum çünkü bu tartışma yeni değil.

Türkiye özellikle 1990'lı yılları "İslam ve Modernleşme bir arada olabilir mi?" sorgulaması ile geçirdi. Fakat maalesef bu tartışmalar kısmen sağlıklı yapılmadığı, kısmen de siyasi hesaplara kurban edildiği için hep kısır kaldı.

Bu yüzden Merkezi Berlin'de olan "Avrupa İstikrar İnisiyatifi"nin 3 aylık saha çalışması sonucu hazırladığı "Orta Anadolu'da Değişim ve Muhafazakarlık/İslami Kalvinistler ve Kayseri" raporunu kısır tartışmaların ötesinde değerlendirmek gerekiyor.

Raporla ilgili çok geniş bir değerlendirmeyi Genel Koordinatörümüz David Judson ile birlikte kasımda Referans'ta yapmıştık, dolayısıyla tekrar etmeye gerek yok. Ayrıca tamamını okumak isteyenler gazetemizin internet sitesi www.referansgazetesi.com adresinden bakabilir. Raporu bizzat bizimle Kayseri'ye gelerek sunan Erkut Emcioğlu Kayseri örneğinden hareketle Türkiye'de dindarlık ve ilerleme denkleminde yaşanan muazzam dönüşümü bizzat Kayserili işadamlarına anlatmıştı.

O günü çok iyi hatırlıyorum çünkü raporu can kulağı ile dinleyen Kayserilileri en çok "İslami Kalvinistler" nitelemesi tedirgin etmişti.

Nitekim Kayseri Sanayi Odası Başkanı Mustafa Boydak anlatılanlardan memnun olmakla birlikte bu tanımlamaya çok da sıcak bakmadığını sohbet sırasında bana iletti. "Neden?" diye sorduğumda kaygısının tanımlamanın özünden çok çağrıştırabileceklerinden ve etiketlenme korkusundan kaynaklandığını anladım.

Açıkçası hak da verdim. Fakat daha sonra Boydak dahil Kayserili işadamlarına şunları söylemeden edemedim: "Sosyal bilimlerde bu tür karşılaştırmalar sıkça yapılır ve bazı konuları daha iyi anlaşılmasını sağlar. Ayrıca bu çalışmanın asıl hedef kitlesi Avrupalılar. Onlara Türkiye'yi anlatırken kolay anlayabilecekleri benzetmeler kullanmak kaçınılmaz."

Dünya kot üretiminin yüzde 1'ini yapan, mobilya ve kablo işinde bölgenin en büyük üretim üssüne dönüşen Kayseri'de konuştuğumuz tüm işadamları bu açıklamadan sonra biraz daha rahat bir biçimde İslami Kalvinistler tanımlamasını kullanmaya başladı.

Zaten kavramı Kayserililerin ve Avrupa İstikrar İnisiyatifi'nin gündemine sokan bir önceki dönem Kayseri Belediye Başkanlığı yapan Şükrü Karatepe. Kendisi de bir sosyal bilimci olan Karatepe, Sabri Ülgener'den Şerif Mardin'e, Ali Yaşar Sarıbay'dan Elizabeth Özdalga'ya "İslamın Protestanlaşması" tartışmalarına yazı ve yorumlarıyla katılmış biri.

Dün raporu geniş bir biçimde işleyen Hürriyet'te Ertuğrul Özkök bir adım daha ileri giderek "Türkiye'nin Calvin'i kim?" sorusunu sormuş.

Özkök'ün bu önemli soruya cevabı şu: "gerek ekonomik alandaki yaygınlığı, gerek dünyada bıraktığı izler açısından bakarsanız bana göre 'Kalvinist Müslüman' hareketin lideri Fethullah Gülen'dir."

Kayseri'de Kayserililerin "İslami Kalvinist" nitelemesine uzun izahlardan sonra kısmen "evet" dedikleri bir ortamda acaba Özkök'ün "Kalvinist Müslüman hareketin fikri lideri Fethullah Gülen'dir" tanımlamasına bu tür tanımlamalardan ısrarla sakınan Fethullah Gülen ne der?

Özkök bu soruyu direkt kendisine sormuş olsa eminim bu kavramları uzun uzun izah ettikten sonra tebessüm ederek "tanımlama size ait karışamam" derdi.

Nerden mi biliyorum?

Çünkü Ertuğrul Özkök'ü okurken tam anlamıyla bir dejavu yaşadım.

Benzer bir diyalog 1998 yılında Amerikalı antrapolog Dale Eickelman ile Fethullah Gülen arasında geçmiş. Bakın Eickelman bugünkü tartışmalara da ışık tutacak "Inside the Islamic Reformation" başlıklı makalesinde bu ilginç diyalogu nasıl aktarıyor.

"Benim İslami reform olarak tanımladığım şey her şeye rağmen ilerliyor. Eminim bir çok Müslüman, Protestan Reformu ile benzeştirilmeye direnir. Bu makaleyi yazmadan kısa bir süre önce Fethullah Gülen'i ziyaret ettim. İnsanlığa ulaştırmaya çalıştığı mesajla ilgili ilham verici uzun bir sohbetin sonunda yazmak istediğim makalenin başlığını aktardım: 'İslam'da Reformu içerden okumak.'"

Nazik bir tebessümle karşılık verdi; "Benim değil, sizin başlığınız."

Nitekim Eickelman makalesine Fethullah Gülen ile Martin Luther arasında kurduğu bağlantıyı aktararak devam etmiş. Gülen, Luther benzetmesine de aynı nazik tebessümle karşılık vermiş. Fakat Eickelman "İslamda Reform" başlıklı bir makale yazmasına rağmen daha baştan bu tür benzetmelerin "eksik ve yetersiz" olacağını kabul etmiş.

İslami Kalvinistler tartışmasını hiç değilse bu kez daha sağlıklı bir zemine kaydırmak istiyorsak tanımlamaların muğlaklığından ve mutlaklığından kaçınmamız şart.

Değilse 10 yıl sonra aynı konuları aynı düzeyde tartışmaya devam ederiz...