Yazdır

Gülen: Reform Değil, Yenilenme

Yazar: Hüseyin Gülerce, Zaman Tarih: . Kategori 2006 Köşe Yazıları

Oy:  / 0
En KötüEn İyi 
İstanbul'da bir camide birkaç kadının başı açık ve erkeklerle yan yana cuma namazı kılması ile başlatılan tartışmada, bu gibi teşebbüslerin ''dinde reform'' çabalarından kaynaklandığını iddia edenler var.

Hatta Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök, reform peşinde olan ''Calvinist Müslüman'' hareketin liderinin de Fethullah Gülen olduğunu yazıverdi.

Sayın Gülen hemen yaptığı açıklamada; ''Ben kitap, sünnet, icma ve kıyas çerçevesinde, usulünden füruuna kadar, dinin bütün esaslarına bağlı, sıradan bir Müslüman'ım. Dinimizin adabına kadar, herhangi bir meseleye ilişme, değiştirme mülahazalarına girme, nazarımda en büyük günah ve haramdır. Ne Calvinist'im ne de herhangi bir reformist. Bugün yenilenmesi gereken din değil, dindarlığımız olmalıdır.'' dedi.

Avrupa'daki dinde reform hareketlerine bakıp, yaşadığımız çağda artık İslamiyet'te de reform olması gerektiğini söyleyenler çıkıyor. Bu meselede iki önemli husus var.

Birincisi, Avrupa'daki reformistler bilime, akla, mantığa ters gelen hususlara tepki gösterdiler. Çünkü ortada Hıristiyanlığın farklı kaynakları ve tefsirleri vardı. Aforoz edilme korkusu sebebiyle de bu tepkilerini, dindar görünerek ortaya koydular. Halbuki İslamiyet'in kaynağı Kur'an-ı Kerim 14 asırdır değişmeden ortada. Bugün bir Müslüman'ın elindeki Kur'an ile Hz. Ebubekir ve Hz. Osman döneminden beri muhafaza edilen Kur'an nüshaları aynı. Özü, kaynağı değişmemiş bir dinin neyini değiştirip aslına irca edeceksiniz?

İkincisi, Hıristiyan reformistler bizzat yaşadıkları sıkıntılardan, çelişkilerden dolayı bir tepki verdiler. Bizde ise dini yaşayan insanların böyle bir talepleri hiçbir zaman olmamıştır. Mesela beş vakit namaz kılan bir Müslüman, ''ben bu ezanı beğenmiyorum, Türkçe okunsun. Allahu ekber yerine tanrı uludur densin, yoksa camiye gitmem'' dememiştir. ''Eğilip kalkmak zor oluyor, kiliselerde olduğu gibi camilere de sıra, oturak konulmalı'' dememiştir. Reform adı altında ibadetin değiştirilmesiyle uğraşanlar hep dinî hayata uzak duran kesimlerden çıkmıştır. Bu tuhaf, saçma ve bir o kadar da iyi niyetten uzak bir gayretkeşlik değil de nedir? Dinin özünden, ruhundan rahatsız olan, ''efendim bu çağda da 14 asır önce gelmiş bir dinin arkasından mı gideceğiz, artık akıl var, bilim var'' diye düşünen, ama toplumun büyük çoğunluğunun samimi inancından, Müslümanlığından gelecek tepkilerden korkup ''reform'' sözcüğüne sığınan ve kendini herkesten daha fazla akıllı zannedenlere diyebileceğimiz tek şey; ''başka kapıya...'' olacaktır.

Sayın Gülen'in isminin bu tartışmaya karıştırılması yanlış bir değerlendirmeden kaynaklanıyor. Fethullah Gülen, bir reformist değil, çağını doğru okuyan bir din alimi, bir kanaat önderi ve aksiyon adamıdır. O, birkaç asırlık din-bilim kavgasına son verecek, kalp kafa bütünlüğünü sağlayacak ve ahlakî değerlerle bezenmiş nesillerin yetişmesine hizmet edecek bir eğitim hamlesi başlatmıştır. Onun tavsiyelerini doğru anlayan Anadolu insanı 90 ülkede 500'den fazla okul açmıştır. Ortak akıl devreye girmiş, ''beyin fırtınası yapan asra hakim olur'' hakikati, setleri yıkmaya başlamıştır. Ve eskiden yüz senede alınan mesafeler şimdi on senede kat edilir olmuştur.

Dinimizin özünde var olan sevgi, merhamet, hoşgörü, diyalog, herkesin konumuna saygılı olmak esaslarından hareketle, insanlığa evrensel değerlerde buluşma çağrısı yapmanın reformla, meformla ne alakası var?