Yazdır

Müslüman Kalvinistler Yerine Batılı Kalvinistleri Tartışsak!..

Yazar: Haşmet Babaoğlu, Vatan Tarih: . Kategori 2006 Köşe Yazıları

Oy:  / 0
En KötüEn İyi 
Doğrusu, "İslami Kalvinizm" tartışması medyada bu kadar çok patırtı çıkarınca şaşırdım.

Nihayetinde sosyoloji okumuş biriyim. Bunları rüyamda görsem inanmazdım.

Meğer günün birinde bu da olacakmış; Alman toplumbilimci Max Weber'in 16. Yüzyıldaki Protestan-Kalvinist reformuyla kapitalizmin yükseliş ruhu arasında kurduğu bağ gazetelerde, TV'lerde Hülya Avşar haberlerinin yanı başında kendine yer bulacakmış!..

Önce Avrupa İstikrar Girişimi'nin raporunda Kayseri'deki ekonomik hareketlilik "İslami Kalvinizm" olarak değerlendirildi.

Bu tanımlama medyanın çok hoşuna gitti.

Ardından sorular geldi: Kimler bunlar, sayıları ve güçleri ne kadar? Kalvinist Müslümanların fikri lideri kim?

Ertuğrul Özkök bir yazısında "lider Fethullah Gülen'dir dedi, Gülen'den cevap gecikmedi: "Dinimizin adabına kadar, herhangi bir meseleye ilişme, değiştirme mülahazalarına girme, nazarımda en büyük günah ve haramdır... Ne Kalvinistim, ne de herhangi bir reformist.

***

Ben bu arada durup bekledim. Toz duman yatıştıktan sonra konuya değinirim diye düşündüm.

Fakat hevesim de kaçtı açıkçası.

Çünkü bütün tartışmalar bomba atar gibi ortaya atılmaya başlandı.

İlk patlama herkesi sarsıyor.

Ancak dağılan şarapnel parçacıklarıyla ilgilenen pek olmuyor.

Tartışmanın başlamasına duyulan ilgi, sıra tartışmanın derinleştirilmesine gelince sanki buharlaşıveriyor.

Neyse...

Şimdi ben de Müslüman Kalvinistler tartışması üzerine bir iki not düşmek istiyorum.

***

Madalyonun bir yüzü şu...

Batılı anlamda gelişme ve kalkınmanın Anadolu'da karşılığını bulmamasını "tevekkül kültürü" ve irtica klişesine bağlayarak idare eden egemen bakış şimdi uluslararası alanda at koşturmaya kalkışan dindar girişimcileri görünce bir açıklama arıyor.

O telaşla yıllar önce Prof. Sabri Ülgener'in temellerini attığı Weber'ci modele sarılıyor. Sonuç: Kayseri'de Müslüman Kalvinistler varmış!

Madalyonun öteki yüzüne gelince...

"Anadolu Kaplanlarının ekonomik bir canlanmaya imza atışlarına ve yaşam tarzlarındaki değişime bakarak esasen dinde bir "zihniyet değişimi" nin var olup olmadığı, yani "İslam'da reform" meselesi gündeme getirilmek isteniyor

***

Ne yazık ki, bu tartışma ne din sosyolojisi bakımından islam ne de Hıristiyanlıkta Protestan reformunun yeri ve Kalvinizmin özellikleri bilinerek başlatıldı.

Oysa "düşünce fırtınala"ma ve "maksat heyecan olsun" mantığıyla ancak bir yere kadar gidilebiliyor.

Şimdi başa dönelim: Protestanlıkta (Kalvinizmde) Max Weber'in dikkatini çeken şey nedir?

Katolikliğe başkaldıran Protestanlarla birlikte "çalışmak", ölümden sonrasına hazırlanırken bu dünyaya ait bir külfet olmaktan çıkıp neredeyse bir ibadete dönüşmüş; bir ilahi buyruk gibi algılanmıştır.

Bu da zamanla kişisel sermaye birikimini ve dolaşımını (kapitalizm) hızlandırmıştır.

Peki İslam böyle midir? Hayır.

İbadet ahlakıyla iktisat arasında Weber'in Hıristiyanlıkta gördüğü türden kökten uyumsuzluk İslam'da yoktur.

Tam tersine, doğrudan Kuran'da sosyal yükümlülükleri olan girişimci irade desteklenir. (Ama takdir ilahi iradeye aittir.)

Ertuğrul Özkök'ün gürültü koparan 'Türkiye'nin Calvin'i kim?" başlıklı yazısının (Hürriyet, 30/01/06) sonunda "kitaplarını yeniden ve daha dikkatle okuma zamanı geldi" dediği Prof. Ülgener bile Weber'ci yaklaşımına rağmen sözünü ettiğim gerçeği vurgular.

"İbadetin yolları ondur; dokuzu helal rızk talebidir" hadisinin altını özellikle çizer Prof. Ülgener (Bkz. İslam, Tasavvuf ve Çözülme Devri İktisat Ahlakı, sayfa 67)

O yüzdendir ki, Batı'nın basit ticaret iktisadına dayalı bir birikim bile oluşturamadığı, Protestan reformizminin daha ufukta bile gözükmediği çağlarda İslam dünyası çok zengin ve medeni bir ticaret toplumu görüntüsü çizebiliyordu.

Peki neden daha sonra bu gelişme modeli Bati karşısında çöktü?

Hah işte! Kayseri'deki Müslüman Kalvinistler yerine bunu tartışmaya var mıyız?

Varsak, Keşifler Çağı'nı insanlığın yüce bir atilimi olarak öğreten kitaplardan kopmak, Batı hümanizminin tarihsel yüzünün arkasındaki kanlı ve saldırgan tabloyu görmek gerekecek.

Buna cesaretiniz var mı?