Yazdır

Gençlere Geniş Donanım

Yazar: Abdullah Aymaz, Zaman Tarih: . Kategori 2006 Köşe Yazıları

Oy:  / 0
En KötüEn İyi 
Dinî tahsilimi yaparken meşhur tarihî Kestane Pazarı Camii'nin bitişiğindeki yurtta kalıyordum. Bir yaz tatilinde arkadaşımız Hafız Ahmet, camiye gelen bir lise öğrencisine her gün iki saat Kur'an ve tecvid dersi vermeye başladı.

İslamiyet ve Kur'an ile ilgili bilgiler de vermesini istedim. "Anlaşmamız böyle." dedi. "Bu arkadaş felsefe okuyacak, din hakkında olumsuz şeylerle karşılaşabilir. Zaten okullarda materyalist felsefe yoluyla komünizme kapı açılıyor. Mesul olursun." dedim. "Ben anlatmam; ama istersen benimle dersi bittikten sonra sen anlat." dedi. Ben de onunla işi bitince, gidip kendisiyle tanıştım. "Bazıları İslamiyet ve Kur'an'ın ilim ve fenle çatıştığını iddia ediyorlar. Bu böyle değildir. İsterseniz size bazı âyetlerin tefsirini okuyayım." diyerek "Mucizat-ı Kur'aniye" bahsini okudum. Çok hoşuna gitti. Uzunca bir sohbet yaptık. Fakat öbürü dedi ki: "Benim dayılarım doktor, birisinin hanımı da doktor. Ben sizinle sohbeti ve okuduğunuz kitabı söyleyince 'Sen bırak öyle şeyleri.' dediler. Ben sadece Kur'an ve tecvid öğreneceğim."

Aradan birkaç sene geçti. Bir doktor ile tanıştık. Çok samimi idi. Bizleri arabası ile gezdiriyordu. Bir gün "Bizim yeğen kimya fakültesinde okuyor; ama solcu oldu, yürüyüşlere katılıyor. Ne yapacağım bilemiyorum." dedi. Benim birden aklıma o liseli öğrenci geldi. Çünkü bizim doktor ağabeyin, kardeşi ve hanımı da doktordu. Önceki olanları anlatıp, kendisini ta o zaman tanıdığımı söyledim. Sonra kimya fakültesinde arkadaşlarla tanıştırdık ve onlarla özel bir sohbet günü tespit ettik.

Bunları niye anlatıyorum? O zaman tarihî materyalizm, solculuk şeklinde telkin ediliyor ve gençlerin itikadı sarsılıyor hatta inkâra kadar götürülüyordu. Bugün başka tehlikeler var. Bilhassa Türkiye dışında yaşayan gençlerimiz için daha başka tuzaklar mevcut. Bunun için "Çocuklarıma Kur'an okumasını öğrettim, yeter." diyemeyiz. Sağlam bir itikat ve ilmihal bilgilerini vermenin yanında çok iyi bir arkadaş grubuna ihtiyaç var. Çevre çok mühim... Ormanlarımızı süsleyen yazılarda bile "Ağaç, ağaç içinde yetişir." diye ifadelere rastlıyoruz ki, çok doğru. İyi gençler de güzel yetişmiş gençler arasında inkişaf imkânı bulabilirler.

Aslında bilhassa yurtdışında yaşayan daha küçük yaştakilerin şuuraltı beslenmelerinin yapılabilmesi için Ramazan, kandiller ve bayramların çok farklı bir şekilde geçirilmesi lâzım. Evlerin ve müesseselerin süslenip bezenmesi ve farklı bir gün ve gece yaşandığının beyinlerine kazınması lâzım. Hediyeler verilerek bu hatıranın devamlılığının sağlanması icap eder.

Uzun müddet gurbet yaşamış ve bu yüzden çocuklarını Türkiye'ye götürememiş bir dostumuz dedi ki: "Malum sebeplerden çok sevdiğim ülkeme gidememiş ve çocuklarımı götürememiştim. Kızımın yaşıtlarından bir grup bir büyükleri refakatinde Türkiye'ye geziye gittiler. İstanbul, Bursa ve Çanakkale gibi tarihî şehirlerimizi gezdiler ve bilhassa tarihî yerleri gördüler. Döndüklerinde kızım heyecanla 'Baba, o kadar büyük camilerimiz var ki, bir görsen... Bir büyük... Bir büyük... Hiçbir kilise onlarla boy ölçüşemez baba!.' diyordu. Anladım ki, kızım bizim buralardaki küçük ebattaki mescit ve camilerimizi katedrallerle mukayese edip üzülüyormuş. Bu durum onda ciddi bir kompleks olmuş. Ama selâtin camilerimizin ihtişamını görünce, bu kompleksin üstesinden gelmiş ve rahatlamış."

Bu açıdan Prof. Dr. Fuat Sezgin hocamızın Frankfurt'taki İslam tarihi ile ilgili çalışmaları ve bilhassa Müslümanların bilim ve teknik dalında 800 sene önce ulaştıkları seviyeyi gösteren hayata geçirdiği buluşların toplandığı müzesi çok mühim. Burada bulunan alet ve makinelerin birçok yerde sergilenmesi gerekiyor.