Yazdır

Kur'an'ın İncilleştirilmesi

Yazar: Ali Bulaç, Zaman Tarih: . Kategori 2006 Köşe Yazıları

Oy:  / 0
En KötüEn İyi 
Uzun zamandır bazı yayın organlarında ve bazı internet sitelerinde değerli ilim adamımız Prof. Dr. Suat Yıldırım'ın, hazırladığı "Kur'an-ı Kerim ve Açıklamalı Meali" adlı çalışmasından hareketle "Kur'an'ın İncilleştirildiği" yolunda bir propaganda yürütülüyor.

Son aylarda bu propaganda amaçları belli bir kampanyanın parçası haline getirildi. Bu kampanyada "din, Kur'an, dinler arası diyalog, Hıristiyanlık" vb. kavramlar tamamen bir siyaset aracı olarak kullanılıyorlar. Başka bir ifadeyle niyet "üzüm yemek" değil, "bağcı dövmek".

Söz konusu kampanya ile ne amaçlandığı ayrı bir konu. Şunu söylemekle yetinelim: Kur'an ve İslam dini konusunda "son derece hassasiyet gösterdiği" imajını veren bazı kişi ve çevrelerin İslamiyet umurlarında değil. Dinler ve İslami ilimler ile Müslüman dünyanın içinden geçmekte olduğu durum konusunda dikkate alınmaya değer ne bilgi ve fikirleri var ne de samimi kaygıları. Bunlara eşlik eden ilahiyatçılar ise "bize bu işten ne düşer, ne kadar medyada gözükürüz" hesabını yapan, ancak dindar kamuoyunda itibarları ve inandırıcılıkları olmayan marjinal insanlardır.

Meselenin esası böyle olmakla beraber konuyla ilgili bazı temel bilgileri vermekte yarar var: Meal çalışması olan biri olarak şunu söyleyebilirim: Sayın Suat Yıldırım Hoca'nın meal çalışması birkaç seçkin mealden biridir. Bu işin inceliklerini bilenler, kim yapmış olursa olsun, hiçbir meal çalışmasının motamot bir tercüme olmadığını teslim ederler. Bir meal olsa olsa tefsiri bir çalışmadır. Dolayısıyla meal hazırlayıcının iki dile, Kur'an-ı Kerim'e, tefsire ve İslamî ilimlere vukufiyeti meal çalışmasının önemini tayin eder. Sayın Yıldırım, bu genel çerçevede başarılı ve faydalı bir meal çalışması yapmıştır. Hoca, belki diğer meallerden biraz daha fazla miktarda Tevrat ve İnciller'e yeri geldikçe atıflarda bulunmakta, Kur'an'da söz konusu edilen bir mesele veya olayın Tevrat ve İncil'de nasıl geçtiğini göstermektedir. Hoca'nın bu yönünün belirginleşmesi, onun Yahudi ve Hıristiyan kaynaklarına vukufiyetini gösterir ki, bu tenkit değil tebrik edilmesi gereken bir noktadır. Ben bundan nasıl "Kur'an'ın İncilleştirilmesi" yönünde bir sonuç çıkarıldığını anlamış değilim. Kaldı ki bu usulü başka meal hazırlayıcıları ve bilginlerimiz de kullanmıştır; özellikle son yüzyılda yapılmış iki çalışma, Muhammed Hamidullah'ın "Aziz Kur'an"ı ve Ebu'l-A'la Mevdudi'nin "Tefhimü'l-Kur'an" adlı değerli tefsiri ve "Tercümanü'l-Kur'an" adıyla yayınlanan meali buna örnektir. Her iki zat da bütün İslam dünyasının itibar ettiği, otorite kabul ettiği şahsiyetlerdir. Özellikle Mevdudi'nin tefsiri arkeolojik malzeme ve mukayeseli dinler tarihi açısından son derece önemli bir çalışmadır ki, bu çalışmanın ortaya çıkmasında rahmetli Mevdudi'nin öğrencisi olarak çok sayıda kişi katkıda bulunmuştur.

Esasında Kur'an'dan önce vahyedilmiş iki kitap (Tevrat ve İncil) ile Kitap Ehli olarak tavsif edilen Yahudi ve Hıristiyanlar Kur'an-ı Kerim'de sık sık zikredilmektedirler. Bu dinlerin menşei bir ve tek olsa da, zaman içinde hem temel kaynaklarında hem algı biçimlerinde birtakım değişiklikler vuku bulmuştur; Kur'an-ı Kerim, buna değinmekte, geçmiş kavimlerin ve kendilerine peygamber gönderilen büyük din mensuplarının niçin sözlerinde durmadıklarını, dinlerini nasıl değişikliğe uğrattıklarını anlatmakta, bundan da Müslümanların ibretli sonuçlar çıkarmasını istemektedir. Bu çerçevede yeri geldikçe diğer kitaplara atıfta bulunmaktan daha tabii bir şey olamaz. Bir meal hazırlayıcı veya tefsirci bundan bağımsız kalamaz; tabii ki yeri geldikçe, semavi dinlerin -hatta diğer dinlerin de- kaynakları arasında birtakım mukayeselerin yapılmasını temin edecek malzemelerin kullanımına başvuracaktır. Suat Yıldırım Hoca'nın da yaptığı bundan ibarettir, aksini iddia etmek günahtır.