Yazdır

Okul Düşmanlığı

Yazar: Hüseyin Gülerce, Zaman Tarih: . Kategori 2006 Köşe Yazıları

Oy:  / 1
En KötüEn İyi 
Türkiye bir sosyal laboratuvar gibi. Statüko ile uyuşmayan gelişmeler, özellikle de demokratikleşme ve sivilleşme çabaları totaliter bir reflekse sebep oluyor. Artık siz birilerinin düğmeye bastığını, geçmiş tecrübelerinizden hemen anlıyorsunuz.

Hatta Samanyolu Televizyonu'ndaki Şubat Soğuğu dizisinin senaryosunu yazanlar tam bir uzman. Birkaç hafta öncesinde bu dizide yaşananlar bir de bakıyorsunuz aynen gerçek hayatta karşınıza çıkıveriyor. İçeriden vuramayanlar, başka taraflardan dolanıp yeni anti demokratik müdahaleler için kamuoyu oluşturmaya çalışıyorlar.

Geçen haftaki olay mutlaka sizlerin de dikkatini çekmiştir. Güya Rusya'daki Türk okulları kapatılıyormuş.

Türk okullarıyla ilgili haberi bir müjde verir gibi (bu okullardan kimler rahatsız olabilir ki?) ilk defa PKK ile yakınlığı bilinen Fırat Haber Ajansı ve onu kaynak göstererek yine PKK taraflısı olduğunu inkâr etmeyen Özgür Gündem gazetesi verdi. Oradan 9 Şubat'ta Cumhuriyet gazetesi 'oh olsun' üslubuyla haberi yayınladı. Son olarak da Milliyet gazetesinde 14 Şubat'ta 'Rusya'dan Gülen okullarına yasak' başlıklı bir haber yer aldı. Koskocaman bir yalan, gerçekmiş gibi yaygınlaştırılıyordu. Nitekim Moskova Büyükelçiliği Eğitim Müşaviri Mahmut Bozan, Moskova ve St. Petersburg'daki okulların eğitim ve öğretime devam ettiğini açıkladı. Milliyet okur temsilcisi Derya Sazak geçtiğimiz pazartesi günü görüşünü şöyle özetledi: 'Haberimiz gereksiz ve 'yanıltıcı' olmuş.' İnsaf, vicdan ve meslek etiği adına sevindirici bir tespit.

Siz normalde şöyle düşünüyorsunuz: Bu okullarda Türkçe öğretiliyor. Evrensel insanî değerler, dürüstlük, çalışkanlık, aile, sevgi, saygı kavramları bir ahlak olarak dünyanın her tarafında farklı dil, ırk ve dindeki çocuklara bir hayat düsturu olarak veriliyor. O halde birileri neden bu okulları 'Türkiye'nin yayılmacı emelleri', 'ABD kontrollü çabalar' olarak veriyor ve milletimizin yarınları adına, dünya barışı ve refahı adına önemsediği, destek verdiği bu kurumlara düşmanlık yapıyor?

Farklı fikirdeki aydınlarımızın değerlendirmelerinden oluşan Barış Köprüleri Dünyaya Açılan Türk Okulları kitabında film yapımcısı Halit Refiğ, 'St. Petersburg Türk Lisesi'nde Aldığım Ders' başlıklı yazısında şunu anlatıyor:

'Sonradan adının Svetlana Kulosava olduğunu öğrendiğim St. Petersburg'daki Rusya eğitim teşkilatının en yetkili görevlisi olan hanımefendi, bu okulların 'Doğu'dan gelen bir ışık' olduğunu söyleyerek söze başladı. Daha sonra, özellikle Amerikan tesirlerine açıldıktan sonra, Rusya'da nasıl ahlakî çöküntüler meydana geldiğini anlatarak, bu okulların her şeyden önce aile bağlarını yeniden güçlendirdiğini, büyüklerine saygılı, çevresine duyarlı gençler yetiştirdiğini ifade etti. Gerekli eğitim bilgilerinin ötesinde, özellikle iyi ahlaklı insan yetiştirmedeki bu başarının çok takdir edildiğini söyledi. Bugün küreselleştirilen çılgın tüketim gençliğinin tek alternatifinin, toplumsal sorumluluk bilinci olan, manevî değerleri yüksek bir gençlik olabileceği görüşüyle sözlerini noktaladı.' Sadece Rusya'da değil, Afrika'da, Balkanlarda, Avustralya'da, Uzakdoğu'da dünyanın dört bir yanında bu okullarda bizim değerlerimiz sergileniyor, medeniyetler çatışması ihtimaline karşı sulh adaları, dalgakıranlar oluşturuluyor. Bugün Saray Bosna'daki Türk lisesinde Boşnak, Hırvat ve Sırp öğrenciler barış şarkıları ile birlikte büyüyorlar. Garip olan, tuhaf olan, izahında zorluk çekilen şudur: Rus, Bulgar, Sırp, Arnavut, Romen, Kenyalı, Vietnamlı, Kamboçyalı yetkililer, öğrenci velileri, en önemlisi bu okullarda okuyan çocuklar, gençler bu okullardan memnun iken, bu okulları övüyor iken, bizim içimizdeki bazıları neden rahatsız oluyor? Onları rahatsız eden nedir?

Asıl cevaplandırılması gereken soru budur.