Yazdır

İslam'sız İslamcılık!

Yazar: Bülent Korucu, Zaman Tarih: . Kategori 2006 Köşe Yazıları

Oy:  / 0
En KötüEn İyi 
Son yazılardan birinde bazı soruları sıralamış ve "Bunlar ne kadar zor sorular, burası ne tuhaf bir ülke!" diye bitirmiştim. Dikkat ettim, yazıyla ilgili olumlu görüş bildiren okurların tamamının kafasında, 'Burası ne tuhaf bir ülke' ibaresi yer etmiş. Muhatap olduğumuz tuhaflıkları sıralasak ciltler dolusu kitap ortaya çıkar.

Tuhafistan'da son zamanlarda ilginç akımlar zuhur ediyor. En dikkat çekici olanı İslam'sız İslamcılık! Bunu 'Ülküsüz Ülkücülük' ve epeydir sahnede olan Ali'siz Alevilik takip ediyor. Şartlar ve ihtiyaçların hâsıl ettiği düşünce biçimleri gerçekle olan irtibatları nispetinde yaşıyor. Konjonktürel kaygılarla kurgulanmış cereyanların ömrü yok. Aslında ömür beklentisi de yok. Dönemsel faydayı sağlasın yeter. Gürültü çıkarma amaçlı olduklarından boş tenekeden farklı değiller. Teorik altyapıları olmadığı gibi uygulama imkânlarından da mahrumlar.

Ali'siz Alevilik en eski versiyon. Hz. Ali'nin varlığı ve şahsiyeti Alevi kitle ile İslam arasındaki irtibatın en sağlam halkası. O ortadan kaldırılamadığı için Aleviliği dinden koparıp, ateizm ve Marksizm'in paravanı haline getirme çabaları boşa çıktı.

Ülkücülerdeki duygusal coşkunluğu istismar etmek isteyenlerin formülü ise 'Ülküsüz Ülkücülük'. Onları bindirilmiş kıtalar halinde kullanmak, ama 'zararlı' düşüncelerinden arındırdıktan sonra bunu yapmak gerekiyordu. Kızıl Elma garabetinin diğer ayağı dilini tutamadığı için tuzak erken anlaşıldı. İP lideri Doğu Perinçek, son baklayı da ağzından çıkardı ve 'aslında Türk diye bir ırkın bulunmadığını' bile söyleyiverdi.

İslam'sız İslamcılık girişimi de bu minvalde ele alınmalı. Tarih boyunca Müslümanların kafasını karıştırmayı amaçlayan benzerleri gibi, bunlar da kuzu postuyla sürüye yaklaşma taktikleri. Zahiren İslam'ı savunur görünüyorlar; ama bütün oklarının hedefinde Müslümanlar var. Cepheden hücumlarla yıpratamayacaklarını anladıkları anda arkaya dolanmaya çalışırlar.

Yardımcı rollerde farklı arayışlar söz konusu olsa da başrolü genelde çok güvendikleri insanlara veriyorlar. Esas oğlanların İslam'la ilgili teorik bilgileri sokaktaki vatandaştan bile az, amelî yönleri neredeyse sıfır. 'Kur'an-ı Kerim'in 'Yapmadığınız şeyleri söyleyip duruyorsunuz' azarına tam müstahak insanlar.

Bir örnek diyalog:

Hoca: Barnaba İncili'nde geleceği müjdelenen Ahmet peygamberi saklayabilmek için bu İnciller ortaya çıkarılmıyor...

Hulki Cevizoğlu: Bizim peygamberimiz Muhammed değil mi? Bu Ahmet??

Hoca: Ahmet de onun isimlerinden biri.

Cevizoğlu, Protestanlığı 'ılımlı Hıristiyanlık' Luther'i ise ılımlı Hıristiyan olarak niteleyince bilgisizliğinin İslam'la sınırlı olmadığını anlıyorsunuz.

Aslında bugünkü yazı konum bu değildi. 'Devlete rağmen devlet' başlığı ile devlet içinde devlete alternatif örgütlenmeleri irdelemeye çalışacaktım. Yeni çökertilen Sauna çetesinden hareketle yakın ve uzak tarih içinde bir gezinti yapacaktım. Fasa fiso denilerek üzerine gidilmeyen Susurluk Skandalı'nın türevlerine dikkat çekecektim. Ama dün gece Ceviz Kabuğu'nu seyredince birden aklıma bunlar geliverdi.

Hulki Cevizoğlu ilginç bir kişilik. Uzun süre Fethullah Gülen'in devleti ele geçirmeye çalışan bir 'aşırı dinci' olduğunu ispatlamaya uğraştı. Şimdi, dini Hıristiyanlara peşkeş çeken 'ılımlı İslamcı' senaryosuna inanmamızı bekliyor. Pilav olmadı, lapa... Ya sonra, sırada çorba mı var? Konuyu bir dönem ceviz kabuğunu doldurabilmek için kadrolu konuk olarak ağırlanan Gülseven Yaşer'in bir sözü ile bitirelim. "Amacımız gerçek İslam'ı tekrar kurmak." (Bakınız: Nurculuk, Dünü Bugünü, Hulki Cevizoğlu, Beyaz Yayınları, birinci baskı, sayfa 68)