Yazdır

Kayan Yıldızlar

Yazar: M. Ali Şengül, Zaman Avrupa Tarih: . Kategori 2006 Köşe Yazıları

Oy:  / 3
En KötüEn İyi 
Çocukluğumun yaz aylarında, dedemin; bahçemizdeki ağaçların dalları arasında kurduğu çardaklarda yatardım. Dedem yorgun olduğu için uyurdu. Ben ise gökteki yıldızlara bakar saatlerce seyrederdim.

O karanlık gecede, Rabb-ül-alemin olan Allah'ın, yıldızlarla tanzim ve tezyin ettiği o güzel gökyüzünü seyretmeye doyamıyordum.

Yüceler yücesi Rabbim, kurumuş zemini sulamak için, dünyanın her yerine ab-ı hayat olan yağmuru gönderdiği gibi, iman ve Kur'an hizmetine susamış nesillere, muhtaç olan gönüllere, gerçekleri ulaştırma adına hicret etmiş, davaya hayatlarını adamış gönül mimarları olan kutsiler ve hasbileri ziyaret etmek maksadıyla, uçakla seyahat ettiğim bir gecede, o çocukluk hatıralarım yeniden ruhumda canlandı ve tazelendi.

Gecenin koyu karanlığında, havada bir bir kayıp giden o yıldızlar, yaratılan her şeyin kayıp gideceğine işaret ederken, bizlerin de ister istemez bir gün misafir olduğumuz şu dünyadan ayrılıp gideceğimizi ihtar ediyordu.

Dünya ilk defa Hz. Adem'le (as) şereflendi. 124 bin peygamber, 124 milyon evliya, kendilerine tevdi edilen rolü oynadılar, bu yolda her türlü sıkıntılara sabredip katlandılar. Hususiyle kainatın yaratılış vesilesi, insanlığın iftihar tablosu Hz. Muhammed (sallallahü aleyhi vesellem) Efendimiz dahil, vazifelerini bitirip bu dünyaya veda edip gittiler.

Dünya fani, ömür kısa, lüzumlu vazifeler çok, ebedi hayat bu fani dünyada kazanılacaktır. Bize ait olmayan, geçici olarak sırtımıza emanet edilen bir hayat, dünyaya ait dost ve akrabalar, makam ve rütbeler, saraylar ve villalar, misafir olduğumuz şu alemin sonu bulunan kabir kapısına kadardır.

Bu kapının arkasında her iyilik ve fenalığın cezasız kalmayacağı bir alem var. Bizler ister istemez o aleme doğru süratle gidiyoruz. Hocalarımın ve herkesin davet edildiği o ebedi aleme gitmek üzere bizler de namzediz. Allah Celle Celalühü iman ve şehadetten mahrum etmesin.

Efendimiz Hz. Muhammed Sallallahü Aleyhi Vesellem'in, Eba Zer (radıyallahü anh) hazretlerine yaptığı nasihat, hepimiz için geçerli ne müthiş bir nasihattır.

"Ya Eba Zer, gemiyi yenile, zira deniz çok derin, Yol azığını eksiksiz al, çünkü sefer pek uzun, Dünyevilik adına yüklerini azalt, çünkü yokuş sarp mı sarp, Amelinde ihlaslı ol, zira onu değerlendirecek olan, her şeyi görüp gözeten Rabbindir." buyuruyor.

Sultanlar Sultanı'nın bu yürekler ürperten nasihatinden sonra, asrımızda O'nun iz düşümü muazzez ve mualla büyüğümüz Bediüzzaman Hazretleri'nin şu veciz ifadeleri yüreklerimize su serpecektir:

''Elbette en bahtiyar(insan) odur ki; dünya için ahireti unutmasın; ahiretini dünyaya feda etmesin. Hayat-ı ebediyesini hayat-ı dünyeviye için bozmasın; malayani şeylerle ömrünü telef etmesin; kendini misafir telakki edip, misafirhane sahibinin emirlerine göre hareket etsin, selametle kabir kapısını açıp saadet-i ebediyeye girsin..." (M.66)

Evet, asırlar var ki; başta sahabe efendilerimiz radiyallahü anhüm hazeratı, iman ve Kur'an hizmetine hayatlarını adamış, kurbanlık koyun gibi başlarını, budanan ağaçlar gibi kol ve bacaklarını vermiş olan o yüce kametler, ölümsüz aleme, dostlar diyarına intikal etmişlerdir.

O günden bugüne nice veliler, salihler, hak dostları, sevdiğimiz hakikat erleri, bizleri mahzun bırakıp gittiler. Bazı yönleriyle, her devirden daha karanlık günümüzde çok ağır şartlarda hizmet vermiş, davanın çilesini çekmiş, nesiller yetiştirme yolunda büyük fedakârlıklar sergilemiş, kayan yıldızlar misali aramızdan ayrılıp giden büyüklerimiz, ruh ve mana erleri, gönül mimarları da, bir bir aramızdan ayrılıp gittiler ve gitmeye devam ediyorlar. Ana baba, dede nene, hısım akraba hepsi dünyaya, sevdiklerine elveda deyip ayrıldılar.

Yakın bir zamanda üzerimde büyük hukukları bulunan, yerleri zor doldurulur iki yıldız daha kayıp gitti. Kestanepazarı'ndaki hocalarımızdan biri olan Şaban Düz hocamız, diğeri ise bir dönem Diyanet İşleri Reis Muavinliği yapmış, bizim talebelik dönemimiz de ise Kestanepazarı İmam Hatip ve İlahiyatta Öğrenci Yetiştirme Derneği idareciliğini deruhte eden ve aynı zamanda Ege Bölgesi gezici vaizliğini yürüten Yaşar Tunagür hocamızdı. Her ikisi de üç hafta ara ile geride kalan aile efradını, sevenlerini ve bizleri mahzun ve mükedder bırakıp, İlahi davete icabet ettiler.

"Nasıl yaşarsanız öyle ölür, nasıl ölürseniz öyle dirilirsiniz." İnşallah onlar yaşadıkları gibi öldüler, dilerim öldükleri gibi de Cenab-ı Hakk diriltir.

Allah'ı Zül Celal Hazretleri'nin, cihanlar yüzü suyu hürmetine yaratılan Peygamber Efendimiz Sallallahü Aleyhi Vesellem hakkında bile takdir buyurduğu ecelden kimse kurtulamazdı, onlarda kurtulamadı.

Dilerim inşallah dünyaya gözlerini kapayan bu büyüklerimizin de, iman ve şehadetle gitmiş olacağı ümidiyle Cenab-ı Haktan her ikisine ve bütün Ümmet-i Muhammed'e rahmetini esirgememesini diliyor ve dua ediyorum.

Cenab-ı Hakk, emanetini alma vakti geldiğinde bizleri de iman ve şehadetten mahrum etmesin.