Yazdır

Küresel Bir Açılım Olarak Türk Okulları

Yazar: Ali Bulaç Tarih: . Kategori 2008 Köşe Yazıları

Oy:  / 0
En KötüEn İyi 

Doğu ile Batı dünyasını birbirinden ayıran Berlin Duvarı 1989 Kasım ayında yıkıldı. Duvar, bir semboldü ve belli ki artık 70 yıllık Sovyet sistemi dağılma sürecine girmişti. Ne demirperde kalacaktı ne Varşova Paktı! Bir dönem kapanıyor, yeni bir dönem açılıyordu. Sadece Soğuk savaş sona ermiyordu, 1648'dan beri Batı'nın domine ettiği uluslararası düzende köklü bir dönüşüm başlıyordu.

Fethullah Gülen Hocaefendi'nin duvarın yıkıldığı ayda İstanbul Süleymaniye Camiinde verdiği bir vaazda Orta Asya'yı işaret etmesi, kabul etmek lazım ki bir öngörüydü. Hocaefendi, “-Oraya gidin, kardeşlerinizle tanışın, dertleriyle dertlenin, ellerinden tutun, yol gösterin!” diyordu. Her söz kendi makamında söylenmeli. O zaman söz etkili olur, maksadına hizmet eder. Sözün makamı, zamanlaması, vasatı ve muhatabı üzerinde uyandırdığı etkiyle belirlenir. Hocaefendi'nin o gün makamında bir söz (makal) söylediğini bugün somut olarak anlıyoruz.

Aradan birkaç gün geçmişti ki 11 kişilik bir gönüllü kafilesi, 11 Ocak 1990 günü Sarp sınır kapısından Gürcistan'a giriş yapıp, Batum'a ulaştı. Kafile Gürcistan'ın Acara bölgesindeki bu sahil kentinde iki gün kaldı, sonra başkent Tiflis'e geçti. Uzun yıllar sonra Türkiye'den oralara gitmek kolay değildi. İşler yaver gitti. Türkiye'den giden gönüllü erler oralarda dostlar edindiler.

Üç ay sonra, yani 28 Mayıs 1990 günü 37 kişilik bir iş adamı grubu; kitap, kaset ve hediyelik eşyadan oluşan 3 tonluk yükleriyle aynı yola koyuldu. Öğretmenler, iş adamları, gönüllü insanlar kendilerine daha uzun ve zorlu bir güzergah çizerek yola koyuldular: Gürcistan, Azerbaycan, Türkmenistan, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan derken, Orta Asya'nın her yanına dağıldılar. Sonra Güney Doğu Asya, Kafksaya'nın iç bölgeleri; Balkanlar, Kuzey Afrika, Orta ve Güney Afrika, Latin Amerika, Avustralya ve diğer ülkeler.