Yazdır

Gülen’in Düşünceleri Niçin Mühim?

Yazar: Muhammed Mertek, Zaman Avrupa Tarih: . Kategori 2009 Köşe Yazıları

Oy:  / 2
En KötüEn İyi 
Kolaylıkla akın kara, karanın ak gösterildiği bir zamanda yaşıyoruz. His ve düşüncelerin sürekli beslenmesine, bakış açısı koordinalarının rayına oturtulmasına ciddi ihtiyaç var. Hem yerel hem küresel çapta yaşanan hadiselerin hepsini sıralamaya ne hacet. Bunların birçoğuyla hergün medya sayesinde ister istemez yüzleşiyoruz.

Misal olarak Türkiye'de Ergenekon, Kürt ve Alevi meseleleri ve onlarla ilgili hadiseler az çok herkesi meşgul ediyor. Küresel ekonomik kriz, çeşitli coğrafyalarda süren çatışmalar ve sosyal hadiseler de herkesi konumuna göre şöyle veya böyle ilgilendiriyor. Düşünüyor, kendimize göre mana vermeye ve anlamaya çalışıyoruz. Kısaca dünyada olup bitenler artık hislerimizi ve zihinlerimizi etkiliyor, düşüncelerimizin ne yönde gelişeceğinde belirleyici rol oynuyor.

Fakat ne ölçüde bu hadiseleri çözüyor, arka planını kavrayarak, bakış açılarımızı sağlıklı şekillendirebiliyoruz? İyi ki, her devirde çağının şifrelerini çözen insanlar var. Ve ne mutlu bize ki, Fethullah Gülen Hocaefendi gibi Kur'an'dan aldığı ilhamla İslami evrensel değerleri zamanımızın istifadesine pratik olarak sunan bir değere sahibiz. Ki daha yaşarken fikirleri ve dünya genelinde ortaya koyduğu hizmetleri farklı kültürden bilim adamları tarafından tartışılıyor ve kabul görüyor.

Gülen, insan kaynaklı, insanı ilgilendiren hadiseleri ve meseleleri yazarak veya konuşarak değerlendiriyor. Serdettiği düşüncelere ve düşünce sistematiğine bakıldığında çağının bütün ihtiyaçlarına cevap veren bir medeniyet inşasının olduğu anlaşılıyor.

Gülen'in düşünceleri bu yönüyle hem dikkat çekiyor hem de önem kazanıyor. Zira o artık milyonlarca insanın düşünce yapısını ve müktesebâtını etkiliyor. Birçok insan sosyal gelişmeleri, düşüncelerini onun derin bakış açılarına vururak çek etme imkanı buluyor, hatta bunda zorunluluk hissediyor. Hadiselerin seyrini anlamada onun yaklaşımları mihenk taşı rolü görüyor, hele hele kitlelerin bilgi kirliliğiyle manupüle edildiği bir zamanda.

Hocaefendi'nin yaklaşımlarını dört alanda toplayabiliriz: Bir; dini meseleler ve ilimler üzerine yaklaşımları, iki; aktüel içtimai hadiselere yönelik bakış açıları, üç; tarihi hadiselere getirdiği yorumlar, dört; insanın derinliği ve pozitif ilimler noktasından getirdiği ufuk. Görülüyor ki Hocaefendi bütün bu alanları bir bütünlük içinde ele alıyor ve adeta hadiselerin ruhunu okuyor. Stratejik, insani, içtimai ve siyasi boyutların hiçbiri ihmal edilmeden, bu çok girift ve derin hadiseler, Hocaefendi'nin binlerce kitap hacmindeki vehbi ve kesbi bilgi müktesebâtından süzülerek bize sunuluyor. Bu büyük sentez dehası sayesinde hadiseler henüz daha döl yatağında iken seziliyor ve insanların istifadesine arzediliyor.

Hocaefendi, birçok insanın düşünce ve his dünyasını beslediği gibi, zararlı akımların tacizinden de koruyor. Bir nevi koruyucu hekimlik görevi ifa ediyor. Farkında olmadan cereyan eden bu beslenme neticesindedir ki düşünce ve hizmetler daha sağlıklı bir zeminde gelişiyor ve çok farklı coğrafyalarda hayat buluyor.

Dolayısıyla Hocaefendi'nin değişik alanlardaki düşünceleri niçin takip edilmeli? sorusu bilhassa zamanımızda oldukça mühim. Çünkü bu zamanda eşi görülmemiş bilgi kirliliği yaşanıyor. Medyanın bilgi bombardımanı altında çoğu kez hadiselerin arka planı anlaşılamıyor. Anlaşılamadığı gibi insanlar ve kitleler karamsarlığa itilebiliyor veya yer yer aldatılıyor da.

Bu yüzdendir ki, hadiseler geliştikçe, hele biraz da komplike hale gelmişse "acaba Hocaefendi bu meselede ne düşünüyor? sorusu birçok insan tarafından önemseniyor ve hemen öğrenilmek isteniyor. Bazen hadiselerin iki adım ötesini anlamak ciddi bir basiret istiyor. Hocaefendi gibi bir "basiret abidesi"nin belli meselelerdeki açıklamaları, insanın gerçekten istikamet üzere düşünüp düşünmediği noktasında temel bir kriter haline geliyor.

Son tahlilde Fethullah Gülen Hocaefendi'nin bir hayat boyu ilmik ilmik ördüğü düşünce kanevicesinde dünyanın farklı coğrafyalarında insanların kendinden bir desen, bir renk bulması, dünya barışını sağlayacak medeniyetin kurulmasında en sahici emare değil mi? Şartlar artık böyle bir medeniyet istikametine kayarken, Gülen'in fikirlerine bigane kalmak ne büyük talihsizlik… Ya "mahalle baskısı" gibi eften püften araştırmalara onu malzeme yapmaya ne demeli…