Yazdır

Fas'tan Ankara'ya Bakmak...

Yazar: Ayhan Aktar, Taraf Tarih: . Kategori 2010 Köşe Yazıları

Oy:  / 2
En KötüEn İyi 

1980'lerde bir "Kolejlere Giriş Sınavı" yapılmış ve Robert Kolej'i kazanan sınav birincisi ile gazeteciler mülakat yapmıştı. Âdet olduğu üzere, kendisine "Büyüyünce ne olacaksın" sorusu yöneltilen sivri zekâlı çocuk şöyle demişti: "Robert Kolej'den sonra Boğaziçi Üniversitesi'ne gireceğim. Orada işletme okuduktan sonra Orta Doğu ülkelerine ihracat yapacağım!" Bu cevap, aslında zamanın ruhunu yansıtıyordu. Dönem, "yurtdışına açılma" dönemiydi. Özal döneminde yabancı dilde eğitim yapan okullardan mezun gençler Türkiye'nin ihracat hamlesinin öncülüğünü yapmışlardı. Ama artık, işler değişiyor. Nasıl mı? Anlatalım.

Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı'nın davetlisi olarak 25-29 Aralık tarihleri arasında Fas'ta bulundum. Kazablanka, Marakeş, Fez ve Rabat'ı ziyaret etme imkânımız oldu. Bu yazıda, çok ilginç bir ülke olan Fas'tan bahsetmeyeceğim. Bu yazıyı Fethullah Hoca cemaatine ait okullarla ilgili izlenimlerimle sınırlı tutmak istiyorum.

Fas'ta Fethullah Hoca Efendi hareketi tarafından kurulmuş dört okul var. Bu okulların tümü Muhammad al Fatih (Fatih Sultan Mehmet) eğitim kurumları içinde yer alıyor. Tanca'daki okulda 850, Fez'de 250, Kazablanka'da 20 ve Tetouan'da ise 120 Faslı öğrenci çeşitli düzeylerde (ilk, orta, lise) eğitim görüyor. Bu okullarda Faslı öğretmenlerin yanı sıra Türkiye'den gitmiş olan 24 öğretmen ve yönetici çalışıyor. Okulların eğitim kalitesi gayet iyi olmalı ki veliler yılda yaklaşık 1000 avro okul ücreti ödüyorlar. Nitekim, Fez'deki liseden 2009'da mezun olan öğrenciler Fas'ta ülke çapında yapılan "Fransızca Bakalorya" sınavında yüzde 85 oranında başarılı olmuşlar.

Biraz da bu okullarda çalışanları tanıyalım: Fas'taki tüm okulların yöneticisi Erzurumlu İbrahim Bey, Eskişehir İmam Hatip mezunu. Daha sonra Kahire'deki El Ezher'de ilahiyat eğitimine başlamış. Mezuniyete üç ay kala 28 Şubat yönetiminin kararı ile İslâm dünyasının en itibarlı okulu olan El Ezher'in denkliği YÖK tarafından iptal edilmiş. İbrahim Bey, Fethullah Gülen Hoca'ya durumu anlatınca, "Evladım, sizin tahsiliniz YÖK tarafından yok sayılmış olabilir. Ama siz bizim nezdimizde ehilsiniz, gidin okulunuzu bitirin" cevabını almış. İbrahim Bey önce Orta Asya'daki okullarda yöneticilik yapmış. Sonra da Fas'ta çalışmaya başlamış. Arapça ve Rusça biliyor.

Yozgatlı Tayyar Bey ise katsayı mağduru. 1999'da İmam Hatip okulunu bitirdikten sonra üniversiteye girememiş. Önce Kenya'ya ve sonra da Fas'a gitmiş. Fas'taki üniversitenin İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümünü bitirmiş. Arapça ve İngilizce biliyor, Türkçe derslerine giriyor ve Kazablanka'daki okulun müdürlüğünü yapıyor. Fas'ta katsayı ve başörtüsü yasağı mağduru kız öğrenciler var, üniversitede okuyorlar.

Mardinli Orhan da katsayı mağduru ve Rabat'ta ilahiyat okuyor. Başbakan Erdoğan'ın Davos'taki "one minute" olayını gece geç saatlere kadar Arap TV kanallarından izlemiş. Ertesi gün derse gecikmiş. Çekinerek sınıfa girerken, Arap arkadaşları kendisini alkışlamışlar. Faslı profesör Orhan'ı yanına çağırıp alnından öpmüş ve "Siz Türkler İslâm dünyasının yerlerde sürünen onurunu ayağa kaldırdınız. Allah sizden râzı olsun!" demiş. Faslılar Galatasaray'ın ve Türk milli takımının başarılarına seviniyorlar. Fas televizyonundaki Türk dizileri reyting rekorları kırıyor. THY her gün Kazablanka'ya uçuyor. Uçaklarda yer bulunmuyor.

Fas'taki okulların yöneticileri yatırım danışmanlığı da yapıyorlar. Kasım ayında, Fethullah Gülen'e yakınlığı ile bilinen TUSKON (Türkiye İşadamı ve Sanayiciler Konfederasyonu) üyesi 62 işadamını bütün Fas'tan özenle seçilen 417 Faslı işadamı ile Kazablanka'da buluşturmuşlar. Toplantıda, okullardaki öğretmenler ve öğrencilerden 30 tanesi aynı anda Arapça - Türkçe çeviri yaparak işadamlarına yardımcı olmuşlar. Biz Kazablanka'da iken Van'ın Erciş kazasından gelen bir heyet Fas'ta yatırım imkânları için temaslarda bulunuyordu.

Kısacası, Ankara'daki bürokratların koydukları yasakların gençleri yurtdışında eğitim arayışına yönelttiğini söyleyebiliriz. YÖK'ün denklik, katsayı veya başörtüsü yasağı mağduru olan gençler mecburen dışarıya açılıyorlar. Fas'tan Ankara'ya baktığınız zaman yasakçı bürokratların sergilediği ilkellik daha da göze batıyor. Ama bir musibetten bin hayır doğduğunu da söyleyebiliriz. Belki de bundan sonra Türk sermayesinin Orta Doğu ülkelerine açılımını sağlayanlar, artık Robert Kolej'den değil de İmam Hatip mezunları arasından çıkacak! Ne dersiniz?