Yazdır

Evvel Gidenlere Selam Olsun

Yazar: Cemal Uşşak, Bugün Tarih: . Kategori 2010 Köşe Yazıları

Oy:  / 2
En KötüEn İyi 

Geçtiğimiz hafta bu gün, Hasan Ertürk kardeşimizi Hakk'a ısmarladık; ebediyetlere uğurladık. Hasan Ertürk, yıllarca Filistin'de TİKA Koordinatörü olarak görev yapmış, gönlünü mağdur Filistinliler'le bütünleştirmiş; yakın dönemde ise Kimse Yok mu Derneği adına hem Filistin'de hem de deprem sonrası Peru'da, hepimizin vicdanı olarak depremzedelere insani yardım götürmüştü. Merhumun benim âlemimde özel bir yeri vardı. O benim ilk Kudüs ziyaretimin unutulmaz rehberi ve nice kutlu ve mübarek anları birlikte yaşadığımız vefalı bir dost idi.

Sevgili Hasan'ı yüzlerce seveni, yakını ve dostu ile birlikte ebediyet istikametine yolcu ederken, kendisi ile aynı kaderi paylaşan gurbet ve hicret erlerini der hatır ettim. Onlar ki, eksi elli derece soğuklardan, artı elli derece sıcaklara; Sibirya'dan Mozambik'e, Finlandiya'dan Somali'ye, nice beldelerde doğruyu ve güzeli gönüllere nakşetmek üzere sefer ediyorlar.

Onlar, Hakk'a sefer edenlerdir. Onlar, Hakk'ta sefer edenlerdir. Onlar Hak'ta sebat edenlerdir. Onlar, kendileri ile Hakk'a sefer edilenlerdir. Onlar, uzaklaşanları Hak'la buluşturmak için sefer edenlerdir. Ve en son da Hasan Ertürk gibi Hakk'ın ebedi mülküne sefer edeceklerdir.

Ne mutlu sefer üzere olanlara!

İslam tarihinde "Sefernâme"lerin ve "Seyehatnâme"lerin önemli bir yeri vardır. İbn-i Fadlan'dan Evliya Çelebi'ye; Nâsır-ı Hüsrev'den Abdülğani en'Nablûsî'ye; İbn-i Batuta'dan İbn-i Arabî'ye nice alim, mürşid ve filozof bu vadide eserler kaleme almışlardır. Seyahatler ve seferler, ister dış âleme isterse iç âleme yapılsın, özü itibarıyla kişinin kendine yaptığı yolculuklardır. Dolayısıyla her bir sefer ve seyahat kişinin kendini bulma ve kendini keşfetme yolculuğudur.

İslam tasavvufunun zirvesi İbn-i Arabî'ye göre sefer, hakikatin üzerini örten perdenin kaldırılması anlamına geliyor. Hakikate karşı bîğaneliğimiz, nasipsizliğimiz ve maddi-manevi yoksunluklarımız nicedir iç ve dış seferleri ihmalimizden olsa gerektir.

Bu kutlu seferleri alemimizde yeniden neşv ü nema bulmasına vesile olan himmete binlerce minnet ve şükran...

Modern zamanların gurbet ve gönül erlerinin öncekilerden önemli bir farkı var. Elbette onlar da sefer ediyorlar; onlar da seyahat ediyorlar ama sefer meşguliyetlerinin yoğunluğu onlara yazma fırsatı vermiyor.

"Ne mutlu, yeryüzünde fesadı ve bozgunculuğu önlemek üzere gurbeti seçenlere!"

İslâm peygamberi böyle buyuruyor. Elbette bu sözde nice gerçekler ve sırlar saklıdır.

Esasen, İslam tarihinden "gurbet", "hicret" ve "sefer" kavramlarını çekip çıkaracak olsak, ortada İslam tarihi diye bir şey kalmayacaktır.

Her daim hatırda tutmamız gereken soru şu: Hasan Ertürk Peru'da ne yapıyordu? Ve diğer gurbet erleri bulundukları yerlerde neler yapıyorlar?

Kestirmeden cevabı: 13. Yüzyıl'da Türkistan illerinden kalkıp gelen Sarı Saltuk Sultan, Mostar'da ve Dobruca'da her ne yapıyor idiyse onu yapıyorlar. Aynı yüzyılda Belh'den kalkıp gelen Mevlana Celaleddin-i Rumi Anadolu içlerinde her ne yapıyor idiyse onu yapıyorlar. Elbette kendi çaplarına ve kametlerine göre.

Seni Hakk'a ısmarladık sevgili Hasan. "Evvel giden ahbaba selâm" götür bizden.