Yazdır

Batılı Demokrasiler ve Fethullah Gülen

Yazar: Muhammet Mertek, Zaman Tarih: . Kategori 2010 Köşe Yazıları

Oy:  / 1
En KötüEn İyi 

Bazı şahsiyetler vardır ki fikirleri zamanla daha iyi anlaşılır. Zaman adeta onların tespit ve görüşlerini tefsir eder. Görüşleri yüzyılları etkileyen ve hiç eskimeyen büyük fikir adamları bazen yaşadıkları dönemde hakkıyla anlaşılamamanın sıkıntılarını yaşarlar. İşte Fethullah Gülen Hocaefendi de fikirlerinin değeri geç anlaşılan büyük mütefekkirlerden birisidir.

Hocaefendi, yıllar önce "insanı kendi konumunda kabullenmek" ve "demokrasi insanın manevi yönünü de ihmal etmemelidir" diye iki mühim tespitte bulunmuştu. Geçen zaman içinde insana değer verme ve insanın manevi yönünün gözetilmesine duyulan ihtiyaçla birlikte bu tespitlerin değeri daha iyi anlaşıldı.

Batılı demokrasiler, birkaç asırlık süreç içinde ve birçok bedel ödeyerek, özgürlük ve hukuki haklar alanında büyük mesafeler kaydetti. Ancak insanın mahiyeti yanlış zeminde ele alınıp manevi yanı ihmal edilince hem fert hem de toplum hayatında bir takım sıkıntılar meydana geldi.

İster Almanya isterse dünyanın başka gelişmiş ülkelerinde insanın siyasetten beklentileri de bu gelişmelere paralel olarak değişti. Biraz açarsak: İnsanın manevi yönünün ihmali onun psikolojisinde, kalp hayatında ve davranışlarında olumsuz sonuçlar doğurdu. Sadece insanların karnını doyurmak ve sınırsız bir özgürlüğün önünü açmanın onları mutlu etmediği ortaya çıktı. Bugün Batı toplumlarında insanların çoğu çağın bütün nimetlerine sahip olmalarına rağmen sosyal hayatta önü alınmaz problemlerle boğuşuyor. Sigara, uyuşturucu, alkol bağımlılığı, dikkat eksikliği, davranış bozuklukları, algılama ve öğrenme problemleri, vurduymazlık, şiddet, boşanma, cinsel sapkınlık gibi misalleri çoğaltmak mümkün. İşte bu noktada insanların siyasetten beklentileri artık üstesinden gelemedikleri ferdi ve içtimai problemlere çözüm üretmesi, hatta bizzat çözmesi şeklinde tezahür ediyor. Birçok ülkede yapılan seçimlere katılımın azalmasında bu beklentinin yerine getirilememesinin rolü olduğu da söylenebilir.

Fethullah Gülen Hocaefendi'nin "demokrasi insanın manevi yönünü de düşünmesi gerekir" tespiti bu açıdan tam bir sosyal gerçekliği ifade ediyor. Önümüzdeki dönemde bu ihtiyaç şüphesiz daha da sesli tartışılmaya başlayacak. Demokrasi, gelişmiş bir yönetim şekli ise ancak Hocaefendi'nin işaret ettiği boyutuyla insanların daha müreffeh ve barış içinde yaşamasını sağlayan bir olgunluğa ulaşabilir.

Birçok faziletine rağmen demokrasi, en gelişmiş ülkelerde dahi bu haliyle ne "insanları kendi konumunda kabul etme" ne de "manevi" erdemlerin hayata taşınmasını sağlayabiliyor. Dolayısıyla insanların, zihniyetlerinde ve davranışlarında bu erdemleri yansıtacak kadar demokrasiyi özümsemeleri gerekiyor.

Global dünyada farklı kültürlerden insanların birlikte yaşaması ancak böyle bir şuurla mümkün. Bu perspektiften bakıldığında "Gönüllüler Hareketi"nin dünyanın farklı coğrafyalarında dikkatle takip edilmesi ve kabul görmesi onun fikirlerinin demokrasi fikrine yapacağı katkının da ipuçlarını veriyor. "İttifak etmemek üzere ittifak eden" Arap devletleri ve aydınları arasında bile ittifakı başaran "Gönüllüler Hareketi" dünyanın şiddetten, yıkımdan, kandan, içtimai hastalıklardan bıktığı bir zamanda yeni bir barış ve huzur döneminin işaretlerini veriyor.

Batılılar demokrasiyi özgürlükler ve hukuk çerçevesinde bir noktaya kadar getirdi, fakat insan kaynaklı problemlerin birçoğunu çözmede aciz kaldılar. Bugün Batı toplumlarında görülen ferdî, ailevî ve içtimai problemler Batı demokrasilerinin insana ilişkin problemleri çözmedeki yetersizliğini ortaya koyuyor. İnsanların siyasetten beklentileri de ona göre değişiyor. Al Gore'un "Demokrasi ruhun kaybolmasının problemlerini yaşıyor." sözleri, Hocaefendi'nin dile getirdiği "demokrasi insanın manevi yönünü ihmal etmemelidir" görüşünün ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.

Hocaefendi'nın altını çizdiği iki husus Batılı demokrasilerin eksik yönünü tamamlayıp, farklı kültürlerden insanların beklentilerine de bir cevap niteliği taşıyor. Henüz demokrasiye katkısı üzerinde fazla durulmamış olsa da Gönüllüler Hareketi'nin, dünya toplumlarını yeni bir demokrasi anlayışıyla kaynaştıracak muazzam bir potansiyele sahip olduğu gün geçtikçe ortaya çıkıyor.