Yazdır

Camdan duvarlar da kalmadı

Yazar: Abdullah Aymaz, Zaman Tarih: . Kategori 2012 Köşe Yazıları

Oy:  / 4
En KötüEn İyi 

İtalya’nın Como şehrindeki ALBA Diyalog Derneği’nin yemeğinde Monsignor Angelo Riva iki kitaptan bahsetti. Birincisi: İl Mure Di Vetro (Cami Duvar). Bu kitabın editörleri, Brunetto Salvaranî ve Paolo Naso… 2009’da neşredilen bu kitap İtalya’daki çok kültürlülüğün geniş bir panoraması… Kitapta, İtalya’da sosyal bilimler sahasında isimleri ön planda olan ayrı profesörün görüşleri var. Genel fikir olarak altını çizdikleri husus; artık yaşadığımız bu dönemde İtalya coğrafyasında mevcut çok kültürlü dinî yapıların, birbirlerini görmezden gelebilecek bir tarzda yaşama lüksünün olmadığı gerçeği… Birbirlerini görüp tanıma ve tanışma fırsatı varken, çamdan duvarları bir türlü aşamama sıkıntısı…

İkinci kitap: “Un Cantiere Senza Progetto” (Projesiz Bir Şantiye)… 2012’de neşredilen bu kitabın editörleri ise: Paolo Naso, Stefano Allievi ve Alberto Melloni… Bu da, muhtelif akademik disiplinlerden gelen ve farklı dinlere mensup araştırmacıların, günümüz İtalya’sını dinî ve sosyolojik yönlerden ele aldıkları bir kitap… Bu kitap, artık birbirleriyle tanışmış olan ve artık nisbeten birbirlerini bilen farklı dinî realitelerin İtalya çerçevesinde bütün bu tanışıklıkların nereye ve nasıl taşımak istediklerine henüz karar veremez karışık bir durum arz ettiğinin altını çizmekte. Cam duvarlar da yıkılmış ve ortada bir şantiye de var. Ama yeni bina nasıl olacak henüz karar verilememiş… Monsignor Angelo Riva, bu kitaplar üzerinden hareketle iyi yönde ortak adımlar atılması için bu diyalog köprülerinin üzerinde durdu…

Sekiz bin kişilik bir bölgede görevliyim, senede evlilik nikâhı için tek bir müracaat oldu. Belediyedeki durum da öyle imiş. Nikâh için gelenler de uzun zaman nikâhsız beraberlikten sonra geliyorlar. Bu işin sonu ne olacak?

Como Emniyet Müdürü Dr. Michelangelo Barbato, konuşmasında ALBA Derneği’nin tüzüğünü incelediğini ve faaliyetlerini takip ettiğini bu çeşit güzel faaliyetlerin çok faydalı olduğunu ifade etti. “Sözlerime son verirken, ALBA’nın hedeflerinden biri olan, temiz, sabırlı ve eğitim durumu yüksek bir gençlik arzu etmiş olduğunu ve bunun için çalıştığını bildirmek isterim.” dedi.

Konuşmalardan sonra masalara geçildi. Bizim masada Prof. Dr. Paolo Branca ve yanında İletişim Fakültesi Hocası Prof. Dr. Chiara Giaccardi Hanımefendi vardı. Branca, “Bu hanımefendinin beşi çocuğu var. Bir tane de Etiyopya’dan kimsesiz çocuğu evlatlık aldı. Ayrıca evinde bir buçuk sene üç çocuklu Faslı bir kadını misafir etti. Üçüncü çocuğunun doğumu için hastane işleriyle uğraştı.” dedi. Hanımefendi “Faslı hanımın sekiz yaşındaki kızı ekmek yapmasını biliyordu, benim kızıma da öğretti.” dedi…

Aynı masada sağ tarafımda Como Diyesezi Caritas Başkanı Roberto Bernasconi ve öğretmen eşi vardı. Roberto, insanların semavî ölçülerden uzaklaşmasından bilhassa nikâhsız beraberliklerden çok rahatsız. Bu durumun insanlık için büyük bir felâket olduğunu söylüyor ve cidden çok üzülüyor. Eşi, din derslerinde Türk çocuklarının boş kaldıklarını söylüyor. Bunlara bir çare bulmamızı istiyor. Tabii bunun için bizim Dışişleri temsilcilerimize, Diyanet teşkilatımıza büyük görevler düşüyor. Çünkü, her öğretmen derse giremiyor. Önce İtalyan makamlar tarafından, mevzuatın kolaylaştırılması sonra öğretmen tayininin yapılması icap ediyor.

Masamızda bir de 13 sene Kamerun’da kalmış Giusto Della Valle isimli bir rahip vardı. O da Roberto gibi dertli bir insan. “Sekiz bin kişilik bir bölgede görevliyim, senede evlilik nikâhı için tek bir müracaat oldu. Belediyedeki durum da öyle imiş. Nikâh için gelenler de uzun zaman nikâhsız beraberlikten sonra geliyorlar. Bu işin sonu ne olacak? Afrika bile çok hızlı bozuluyor. Filmler ve diziler insanlığı mahvediyor. Eskiden nikâhsız beraberlikten çocuk yapan kızlar toplum tarafından reddedilirdi. Şimdi normal görülüyor. Afrika’da alkol tüketimi çok hızlı ilerliyor. Kendi âdetlerince bazan bir eğlence ve seremoni olarak aynı kaptan bira içiyorlar. Bu da kolera salgınına sebep oldu. Ama hâlâ bir yasak getirmediler ve müdahale etmediler. Ben de valiye şikâyete gittim. Baktım, bahçede onlar da arkadaşları ile toplanmışlar aynı seremoniyi yapıyor, aynı bardaktan topluca bira içiyorlar. Ne diyeceğimi şaşırdım ve dönüp gittim.” diyor. ALBA Derneği’ni çok takdir ediyor…