Yazdır

İstikrar dediğin böyle bir şey olmalı!

Yazar: Adem Yavuz Arslan, Bugün Tarih: . Kategori 2012 Köşe Yazıları

Oy:  / 3
En KötüEn İyi 

Ergenekon yargılamalarında sona yaklaşıldıkça mahkemeyi ve davayı itibarsızlaştırma kampanyası da hız kazanıyor.

Mahkemeyi basıp sanıkları kurtarmak isteyen kalabalıklar şimdilerde medyayı abluka altına alma gayreti içindeler.

Sanık avukatları, Ergenekon yandaşları ekran ekran dolaşıp davayı kamuoyunda kazanmaya çalışıyorlar. Haklarını teslim etmek gerekir ki ciddi mesafe de aldılar. Silahları, suikast planlarını, eylem hazırlıklarını gözden kaçırıp usul hatalarına dikkat çekmeyi başardılar.

Görünen o ki mahkeme nihai kararı verinceye kadar bu kampanya artarak devam edecek.

Aslında itibarsızlaştırma kampanyası bile tek başına Ergenekon zihniyetini ve işleyişini ortaya koyma açısından önemli bir ipucu.

Ancak bu kampanyayı anlamak için iki kısa hatırlatma yapmakta fayda var. Malum "Hafıza-i beşer nisyan ile maluldür" derler.

İlki 2008 Temmuz'una ait. Üzerinden uzun zaman geçtiği için unutulmuş olabilir. 14 Temmuz Ergenekon'un ilk iddianamesinin açıklanacağı tarihti. İddianame açıklanmadan harekete geçen 'bazı çevreler' 22 maddelik bir eylem planı hazırlayıp müzahir oldukları yazar ve akademisyenlere yolladılar.

Başlık ise hayli manidardı: "Acil ve senkronize reaksiyon uyarısı..."

İddianame hakkında yazı yazacak, ekranlara çıkıp yorup yapacaklara gönderilen 'talimatlar'da ise davanın itibarsızlaştırılması için 'gizli tanıklara, tapelere vurgu yapılacak, yargılamanın bir rövanş olduğu, davanın bütün muhalifleri sindirmek için açıldığı ve başsavcısının Erdoğan olduğu' işlenecekti. Ayrıca sulandırma planında davanın ana haber bültenlerinde nasıl verileceği de tarif ediliyordu.

22 maddelik talimat

İddianamenin zayıf yönlerini öne çıkartan yayınlar yapılması talimatı verilirken davanın siyasi bir operasyon olduğunun işlenmesi isteniyordu.

İşin garibi 22 maddelik talimatın piyasaya düştüğü gün bazı gazeteler tam da talimatta yer alan haber ve yorumlarla çıkmıştı.

Hatta talimatta yer aldığı gibi Erdoğan'ı savcı cübbesi ile çizen karikatürler bile yayınlandı.

Gelelim ikinci hatırlatmaya...

12 Haziran 2009'da Taraf Gazetesi 'AKP ve Gülen'i bitirme planı' manşeti ile çıktı.

Haberde Genelkurmay bünyesinde hazırlanmış, Albay Dursun Çiçek imzalı bir andıçtan bahsediliyordu.

Andıçta AKP ve Fethullah Gülen cemaatini bitirmeye yönelik planlar vardı. Eylem planının içinde ise Ergenekon davasına ve hükümete yönelik mücadelenin yol haritası da anlatılıyordu.

Sanık avukatlarının ya da Ergenekon müzahiri çevrelerin sık sık dile getirdiği "TSK personeli irtica ile mücadele ettiği için bu davada yargılanıyorlar" tezi o eylem planında talimat olarak vardı.

Eylem planında canlı yayınlara nasıl bağlanılacağından gönderilecek ihbar mektuplarına ve oluşturulacak sahte ses kayıtlarına kadar hayli detay mevcuttu.

Bu eylem planı deşifre oldu ama bazı medya kurumları tam da talimatta yer aldığı şekilde yayınlarına devam etti.

Bu iki hatırlatmayı yapmamın nedeni şu:

Davada sona yaklaştıkça iki boyutlu bir eylem planına şahit oluyoruz. Birinci boyutu sanıkların mahkemeyle cedelleşmesi. Dikkat edilirse sanıklar ya da avukatları iddiaları cevaplamak veya delilleri çürütmek yerine direkt mahkemeyi ve tanıkları hedef alıyorlar. Mahkemeyi yetkisiz ve hukuksuz görmek gibi bir taktikleri var.

Diğer boyut ise medya üzerinden götürülen kampanya. Bir kısım avukatlar ve siyasiler mahkemeyi meşru görmediklerini anlatarak davayı itibarsızlaştırma kampanyası yürütüyorlar.

Hatta daha da ileri girip Silivri'yi darbe mahkemesi olarak tanımlıyorlar. Darbe yargılamasının nasıl olduğunu yaşı uygun olanlar olmayanlara anlatsınlar deyip esasa dönersek...

Ergenekon yargılamalarında usul hataları olabilir, yargılamada aksaklıklar olabilir. Ancak bunları tartışmak yerine darbe yargılamasına benzetmek herhalde akıl tutulmasıdır.

Üstelik yukarıda alıntıladığım talimatlar ortada iken o metinlerde yazan argümanlarla kampanya yürütmek en basit tabirle milletin aklıyla alay etmek oluyor. Bari özgün bir tez bulun da sözünüzün bir anlamı olsun...