Yazdır

Siz Müslümansınız, herkesin hakkını verirsiniz

Yazar: Abdullah Aymaz, Zaman Tarih: . Kategori 2013 Köşe Yazıları

Oy:  / 14
En KötüEn İyi 

Hasan Akbaş Bey anlatıyor: Time To Help (Yardım Zamanı) Derneği’nin aracılığıyla gönüllü olarak bayramımızı Somali’nin başkenti Mogadişu’da geçirdik.

Almanya’dan bağışta bulunan yardımseverlerin vermiş olduğu kurbanlar yaklaşık 3.000 kişiye ulaştı. Meğerse bayram orada birlikte olmakmış. Gerçekten ihtiyacın asıl ne olduğunu, kurbanın da buna en güzel vesile olduğunu bizzat yaşadık. Somali’de eğitim gönüllülerinin referans olduğu ihtiyaç sahipleri saat 15.00’te et dağıtılacağını bilmelerine rağmen bayram namazı sonrası kapıda beklemeye başladılar. Belki de üstünden geçen bir seneden sonra tekrar et yiyebilme nasip olacaktı ve onun için sabırla beklemekteydiler. Bu beklemenin bir anlamı da KURBAN’ın mânâsında olduğu gibi “yakınlaşma” idi. Belki de hiç telaş göstermeden beklemeleri, eğitim gönüllülerini kendilerinin “yakını” olarak bilmelerinden kaynaklanıyordu. Çünkü yakını, kardeşi onları eli boş geri göndermezdi. İsbatı ise yaşanan olayla bir defa daha kendini gösteriyordu. Yakın zamanda okul öğrencilerinden birisinin velisi, hastalık neticesi vefat eder. Acılı haberi okulda yatılı kalan biricik yavrumuz derste alır, bu sırada yaşlı gözlerle annesi de aşağıda onu götürmek için gelmiş beklemektedir. Oktan fırlamış yay gibi koşarak aşağı iner. Okulun lobisinde annesiyle bekleyen fedakâr eğitim gönüllüsü abimiz karşısında durmaktadır. İkisiyle de göz göze gelir. Hiç durmaksızın koşar ve annesinden önce öğretmenin boynuna sarılarak ağlar. Bu nasıl bir sine ki, muhatabı bir valideyn şefkatini tereddütsüz orada bulacağını biliyor da ilk ona gidiyor. Sinesini dünyaya açmış gönüller onun için de teselli ve dayanak noktası olmuştur. İşte sokakta yanınızda askerlerden koruma ordusu ile gezebildiğiniz bir ülkede görünüşte sadece et olan Kurban, mânâ âleminde hangi “kurbiyetlerin” anahtarı olmuş, onu bizzat yaşadık. Gaye sadece ihtiyaç sahiplerine birkaç kilo et vermek değil, bir kurbiyet köprüsü kurmak. Teşekkürler Time To Help, bize kurbiyet içinde bir kurban yaşamaya sebep olduğun için.

Mozambik’te olanları bir arkadaşımız şöyle anlatıyor:

Kurban Bayramı’nda muhtaçlara et ulaştırmak için binlerce km yol kat edip giden gönüllüler, kurbanları kesip paketledikten sonra dağıtıma gidiyorlar. İnsanlar bir meydanda toplanmış, kendilerine verilecek 3-5 kg eti saatlerdir bekliyorlar.

Aynı şehirde bir Avrupalı yardım kuruluşunun yardım dağıtımı olmuş kısa zaman önce. Ama izdihamda 8 kişi ezilerek ölmüş. Bu durumu arkadaşlarımız öğrenmişler. Dağıtım başlamadan önce gönüllülerden bir tanesi tercüman aracılığı ile beklemekte olanlardan birine bu durumu sorma ihtiyacı hissetmiş.

“Herkes sakin sakin bekliyor. Ama geçenlerde burada yardım dağıtımında ezilerek ölen insanlar olmuş…” deyince aldığı cevap karşısında şaşırmış: “Siz Müslümansınız, herkesin hakkını verirsiniz!..”

Bir gönüllü grup ile de Somalili mültecilerin barındığı Dadaab Kampı’na gıda yardımı ulaştırmıştık.

Ortalama 25 kg ağırlığındaki gıda çuvalında bir aileye bir ay yetebilecek kadar kuru gıda vardı.

Kamp yetkililerinden birisinin “Biz yardımı sizden istiyoruz. Siz gerçekten yardım ediyorsunuz ve karşılığında bir şey istemiyorsunuz…” demesi, bizi çok etkiledi.

Dünyada binlerce yardım organizasyonu var. Ama sağlık, cehalet ve zaruret problemlerine üretilen çözümler çok yetersiz.

Muhtaç insanların “Sadece siz gerçekten yardım ediyorsunuz” demesi kendimiz adına sevindirici olsa da dünya adına çok acı bir gerçek…

Muhtaç insanların “Yardım ederiz ama şunu şunu yapmanız lazım” demeleri karşısında “İNSANLIK NEREDE?” sorusu akla geliyor…