Yazdır

‘Paralel devlet’ meselesi

Yazar: Şahin Alpay, Zaman Tarih: . Kategori 2013 Köşe Yazıları

Oy:  / 16
En KötüEn İyi 

Önce Balyoz ve Ergenekon davalarında hüküm giyenler haklarındaki iddiaların yargı ve emniyet içinde yuvalanmış “Fethullahçı, F - tipi” (yani “cemaat” ile, Hizmet Hareketi ile ilişkili) bir “gizli örgüt, çete, cunta, otonom güç, paralel devlet” tarafından uydurulmuş delillere dayandığını ileri sürdüler. Şimdi “Büyük rüşvet ve yolsuzluk” soruşturmasında 4 bakanı zan altında olan Başbakan aynı iddiayı tekrarlıyor. Son olarak şikeden hüküm giyen Fenerbahçe kulübü başkanı da aynı iddiayla davasının yeniden görülmesini talep etti. Kamuoyunda “Fethullahçı paralel devlet”in varlığı konusunda genişleyen bir mutabakat olduğu da gözleniyor.

Ben, herhalde, 11 yıldır “cemaat”in kurduğu Zaman gazetesinde yazan, medyasıyla okullarıyla “camaat”i iyi tanıyan, özgürlükçü ve çoğulcu demokrasiyi savunan bir siyaset bilimci olmanın sağladığı bilgiler ve bakış açısıyla olacak, Paralel Devlet iddiasının çeşitli nitelikte suçlara bulaşmış kimselerin kendilerini aklama çabasıyla kullandıkları (Karl R. Popper’in açıklamasını yaptığı anlamda) dört dörtlük bir komplo teorisine dönüştüğünü düşünüyorum. Bir din adamı olan Fethullah Gülen’in esin kaynağı olduğu Hizmet Hareketi’ne (otoriter laiklik yanlısı ya da İslamcı ideolojileri gereği) husumet besleyenlerin de bu komplo teorisini canı gönülden benimseyip yaydıkları görülüyor.

Dört dörtlük komplo teorisinin üzerine kurulu olduğu ana tez şu: Hizmet Hareketi’nin dershanelerinde, okullarında (bir bölümü bursla) okuyan öğrenciler devletin yargı ve emniyet teşkilatı içinde önemli yer edindiler. Amirlerinden, üstlerinden değil Fethullah Gülen ya da Hizmet Hareketi’nin ileri gelenlerinden aldıkları talimatla, harekete düşman bildiklerini uydurma delillerle tuzağa düşürüp cezaevine gönderiyorlar.

Bu tez bana ortaya atıldığından beri hiç mantıklı, dolayısıyla inanılır görünmedi. Çünkü: Evet, emniyet ve yargıda Hizmet Hareketi’ne yakınlığı olan kimseler mutlaka vardır. Türkiye siyasi görüşler ve dini inançlar bakımından hayli çoğul bir toplumdur ve çok büyük olasılıkla bu görüş ve inançtan kimselerin hemen hepsinin emniyet ve yargı mensupları arasında şu veya bu oranda mevcut olması kuvvetle muhtemeldir. Dolayısıyla ilgili soruşturmaların ve davaların kilit noktalarında rol alan bütün emniyet ve (Balyoz ve Ergenekon davalarında mahkumiyet kararı verenler dahil) bütün yargı elemanlarının “F-tipi” olmaları akıl ve izanla bağdaşmaz. Ayrıca tezin kabul edilebilmesi için, söz konusu soruşturma ve davaların kilit noktalarında rol alan emniyet ve yargı mensuplarının hepsinin “F – tipi” olduklarının, ayrıca amirlerinden değil Fethullah Gülen ve Hizmet Hareketi yöneticilerinden aldıkları talimata göre davrandıklarının da ispat edilmesi gerekir.

Söz konusu soruşturma ve davaların kilit noktalarında, hangi siyasi görüş ve dini inançta olursa olsun, esas olarak hukuk devletine sadakatle bağlı emniyet ve yargı mensuplarının olamayacağını herhalde aklı başında olan kimse ileri süremez. Söz konusu soruşturma ve davaların “F – tipi” olanlar tarafından yürütüldüğü iddiası, ne yazık ki, emniyet ve yargı mensuplarını töhmet altında bırakarak yargı sürecinin sağlıklı yürümesine de zarar vermekte.

2004 yılında MGK’da alınan karar uyarınca kamu görevlilerinin dini inançlarına göre fişlendikleri, bu fişlemelere dayanılarak dalga dalga tasfiyeler yapıldığı artık iyi biliniyor. Şimdilerde de Başbakan “inlerine ineceğiz teşhir edeceğiz köklerini kazıyacağız” diye tehdit ediyor; yüzlerce emniyet mensubu görevlerinden alınıyor. Görevden almalar bir cadı avını andırdığı gibi, kamuoyunda amacın “Büyük rüşvet ve yolsuzluk” soruşturmasını örtbas etmek olduğu kuşkusu giderek güçleniyor. Öyle ki Hizmet Hareketi’ne en küçük sempatisi olmayanlar bile “İyi ki paralel devlet var Otoriterleşme ve yozlaşmaya karşı yegâne denge ve denetim unsuru onlar ” demeye başladı.

Bana göre Türkiye’de gerçek anlamda bir “paralel devlet” varsa o da (varlık nedenleri anlaşılır olan) hiyerarşisi, emir–komuta zinciri, silahlı kuvvetleri, vergi toplayan, adalet dağıtan, Kürtleri vesayet altına almaya çalışan örgütlenmesiyle KCK–PKK. Çözüm, barış sürecinin nihai amacı da o paralel devletin varlık nedenlerini ortadan kaldırmak değil mi?