Yazdır

Devlet neyi yok edebilir, neyi yok edemez?

Yazar: Gökhan Bacık, Bugün Tarih: . Kategori 2013 Köşe Yazıları

Oy:  / 14
En KötüEn İyi 

Neredeyse adettendir! Ortadoğu'da, hatta zaman zaman Türkiye'de de olmak üzere, devletler bir hareketi, bir grubu yok etmek için niyetlenirler. Siyasilerin heyecanına katılan bazı bürokratlar ve gazeteciler de "Bu sefer kararlıyız, filan grubu kökünden sileceğiz" gibi beyanatlarda bulunur.

Ortadoğu'da aşağı yukarı bütün devletler iç düşman refleksi üzerine kurulmuştur. Dolayısıyla devletlerin bıkmadan hatta "iman tazeleyerek iç düşman peşine düşmesinde" şaşılacak bir şey yok.

Peki, devletler bir grubu, bir sosyal zümreyi bitirebilir mi? Daha önemlisi devlet böyle bir şeyin peşine düşerse bunun sonuçları ne olur?

Kim daha uzun ömürlüdür?

Şöyle bir hesap yapalım. Ortadoğu'da bundan beş yüzyıl önce şimdi "büyük devletiz" diye övünen modern devletlerin hiçbirisi yoktu. Hâlbuki mesela Nakşibendî tarikatı erken kurumsallaşmasını 14. yüzyılda tamamlayıp 16. yüzyılda Güney Asya'ya yayılmaya başlamıştı!

Başka bir örneğe bakalım. Moğollar'ın Ortadoğu'da bütün siyasi düzeni yıkıp buradaki devletleri kendine paspas yaptığı dönemde Kadiri tarikatı Bağdat'ta tutunmuştu!

Örnekleri çoğaltabiliriz. Ama buradan çıkan sonuç şudur: Bugün dünyanın en muteber on tarihçisini yahut siyaset bilimcisini getirsek ve onlara bir devlet toto oynatmak için şu soruyu sorsak: "Beş yüz yıl sonra Kadiri yahut Nakşibendî tarikatının sürme ihtimali mi daha yüksektir yoksa Ortadoğu'da şu on tane devletin mi?" Cevabı tahmin etmek zor değil. Bugünün Ortadoğu'sunda pek çok devletin beş yüz yıl sonra hayatta kalma şansı Nakşibendî tarikatının hayatta kalma ihtimalinden daha düşüktür.

Onu bırakın Kadiri tarikatının özet bir tarihi bile bugünkü pek çok modern devletin ayrıntılı tarihinden daha uzun olur!

Devlet ve toplumu anlamak

Tarihçi Zafer Toprak'a göre Ankara hükümetinin ilk kararlarından birisi toplumu anlamak için bir içtimaiyat enstitüsü yani sosyoloji enstitüsü kurmaktı. Bu olmadı. Kötüsü Cumhuriyet rejimi toplumu anlamak yerine toplumu değiştirmek hevesiyle antropolojiye kaydı!

Günümüzde Ortadoğu devletlerin çoğunun en büyük sorunu kötü bir sosyoloji öğrencisi olmaktır. Yani toplumlarını anlamak yerine onu dönüştürmeye heveslenmektedir.

Hâlbuki devleti abartmamak lazım. Devlet son tahlilde öğleden sonra saat beşte kapanan bir aygıttır.

Kültür, tarikat, türkü, cemaat, sohbet, sosyal iletişim ise hiç durmadan devam eder.

Değerleri, kimliği velhasıl kültürü üreten ise devletin resmi daireleri değil işte bu sürekli devam eden sosyal ilişkilerdir. Nitekim kısa vadede siyaset, uzun vadede sosyoloji kazanır.

Maliyet?

Asıl felaket şudur: Devlet toplumda az çok karşılığı olan bir grup ile çatışmaya başlayınca kaçınılmaz olarak otoriter hale gelir. Bunun olumsuz sonuçlarıyla ise bütün herkes karşılaşmak zorunda kalır. Şöyle geçmişe bakalım. Devlet, Kürt sorununda şiddet kullanarak çare aradığı zamanlar Türkiye'ye neler oldu?

Devlet iç sorunlarını sertleşerek çözmeye başladı mı bütün toplumu bir bölünme, gerilim psikolojisi kaplar.

Daha kötüsü devletin kendisi zayıflar. Modern devletin genlerinde kendi vatandaşlarıyla uğraşmak yeteneği yoktur. Bu deveden ip atlarken şarkı söylemesini istemek gibi olur! Bunda ısrar edenler yerdeki kâğıdı bir vinçle kaldırmak için ancak boşuna hararet yaparlar ve sonunda motoru bile yakabilirler.

Vinç çok güçlüdür ancak yerdeki kâğıdı kaldıramaz. Sadece kendi dişlerine zarar verir.

Kısır döngü

Türkiye bir türlü kısır döngüden çıkamıyor. Ülke olarak ürettiğimiz enerjinin neredeyse yarısını içerideki kavgalarda harcıyoruz.

Sınırlarımızı Amerikan, Alman Patriotları koruyor, Suriye sınırımız kevgire dönmüş biz hâlâ içeride birbirimizi düşman, hain olarak yaftalıyoruz!

Türkiye bu yolda giderek daha mı güçlü olacak? Dahası Türkiye'de Soğuk Savaş hiç bitmeyecek mi?

Onlarca devlet kurmakla övünmek yerine bir kere de "Acaba neden şimdiye kadar kurduğumuz bütün devletler yıkıldı yahu" diye sormak lazım. Bir tüccarın "Ben şimdiye kadar elli tane şirket kurdum ama hepsi iflas etti, ben çok şirket kurmakla övünürüm" demek hakkı var mı?