Yazdır

Cemaat neler yapmış neler?!

Yazar: TR724, Kemal Ay Tarih: . Kategori 2016 Köşe Yazıları

Oy:  / 9
En KötüEn İyi 

Her şey meşhur dansöz Asena’nın İhsan Kalkavan’ı arayıp, “Hocaefendi benden ne istiyor?” demesiyle başladı. Evet, yanlış okumadınız. İşadamı İhsan Kalkavan bu konuşmayı 4 yıl önce TV’de dile getirdi. Acun Ilıcalı bir program için Asena yerine Azra Akın’ı tercih edince, kendisine bozulan Asena’ya “Karar yüksek yerden.” demiş. “Ne kadar yüksek?” diye sorunca da, Amerika’ya kadar uzanmış mevzu ve Amerika deyince de Asena’nın aklına Fethullah Gülen gelmiş. (Aslında Acun Ilıcalı onu kastetmemiş.)

Tabi o yıllarda medya kuruluşlarının koridorlarında, adliye binalarında, bakanlıklarda çalışanların öğle yemek masalarında, “Her şeyi Fethullah Hoca kontrol ediyor.” dedikodusu yayanlar şu an nerede, ne yapıyor bilinmez. Ancak o dedikoduların bir araya gelerek, Asena’yı bile öyle düşündürtecek bir noktaya getirmesinin sonuçları bugün alenen görülüyor.

“Her şer FETÖ’den” şiarını benimseyen ilk insan Recep Tayyip Erdoğan değildi ama bu konuyu en ihlâslı götüren kişi kendisi. Hakkını vermek lazım. Vatandaşları sıklıkla “FETÖ’cüleri ihbar edin!” diye uyardığı konuşmalardan birinde, “Hedefi sadece Türkiye’yi değil, dünyayı ele geçirmek.” dedi mesela. Bu uyarı üzerine G7 ülkeleri bir araya gelerek, Cemaat’in kendilerini nasıl ele geçireceği üzerine toplantı yapmıştır herhalde.

Yetmedi, Sayın Erdoğan Suriye’deki ve Irak’taki krizleri de cemaate fatura etti. Meğerse Türkiye’nin kötü giden her meselesinde suç FETÖ’nünmüş. 14 senedir FETÖ bir rahat bıraksa, başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere bütün AK Partililer ülkeyi gül gibi yöneteceklermiş. Ankara’nın yer altı geçitlerine su dolmayacakmış, milli atletlerimiz Olimpiyatlarda madalya üstüne madalya alacakmış, Ümit Karan gol kralı olacakmış, Asena da TV’de program yapabilecekmiş.

Her meseleyi cemaate fatura etmek tabi kolay. Zor olan kimin FETÖ’cü olduğunu keşfedebilmek. Bu hususta bir takım iddialar öteden beri dolaşımdaydı. En son duyduklarımdan birisi, “Abdest aldığında lavaboyu filan temizliyorsa, kesin FETÖ’cüdür.” şeklindeydi. Bürokratlarımız böyle refleksler geliştiriyor bu dönemde. Takdire şayan.

Ama hiç kimse Fenerbahçe yöneticisi Şekip Mosturoğlu kadar keskin bir bakışa sahip değil. En gerçekçi öneri Sayın Mosturoğlu’ndan geldi: “Sporcuların su molalarında nasıl su içtiklerine bakın. Oradan anlayabilirsiniz örgüte dâhil olanları. Su içme şekillerinden belli oluyor.”

Bunu duyan sunucu, “Çömelerek mi?” diye sormuş ve gülüşmüşler bir de. Ziyade olsun.

FETÖ’nün neler yaptığını ve kimlerin FETÖ’cü olduğunu bilmek, bu dönemin en önemli “ilmi”. Eskiden Şamil Tayyar gibi ‘gözüpek’ gazeteciler “Ergenekon’un 1 numarasını biliyorum ama söylemem.” diye gerdan kırarak TV programlarına katılıyorlardı. Şimdi durum farklı. Herkes FETÖ’cü olabilir. Ama aynı zamanda kimse FETÖ’cü olmayabilir de. Suyun 100 derecede kaynadığı yerlerde FETÖ’cü olan bir kişi, basıncın düştüğü ve suyun 95 derecede kaynadığı rakımda FETÖ’cülükten kurtulmuş, yeniden ‘yerli ve milli’ olmuş olabilir.

Yalnız bu FETÖ’cü ilan etme işi okyanusları aşmış durumda. Son gelen haberlere göre, 15 Temmuz’dan sonra unutulan “hayırsever milli işadamımız” Reza Zarrab’ın savunma avukatları, davaya bakan Amerikalı hâkimin de “FETÖ’cü” olduğunu keşfetmiş. Allah Allah! Reddi hâkim talebinde bulunmuşlar bir de. 6 Eylül’de duruşma var, bakalım hâkim ne diyecek bu duruma…