Yazdır

Erdoğan, Biden'a Gülen'i mi Zarrab'ı mı sordu?

Yazar: Selin Tanbay, TR724 Tarih: . Kategori 2016 Köşe Yazıları

Oy:  / 3
En KötüEn İyi 

Recep Tayyip Erdoğan, BM Zirvesi çerçevesinde gerçekleştirdiği ABD ziyaretinin ardından Türkiye’ye dönerken uçakta beraberindeki gazetecilerin sorularını yanıtladı. Erdoğan, Fethullah Gülen ve Fırat Kalkanı Operasyonu konusunda sorulara detaylı biçimde cevap verdi. Ama bir konuyu gazeteciler sormadan kendisi açtı. O konu “Reza Zarrab” konusuydu.

Aslında gazetecilerin aklına Zarrab konusunu gelmemiş olamaz. Belli ki hiçbiri buna cesaret edemedi. Sebebi, Zarrab’ın ilk tutuklandığı günlerde Erdoğan’ın tavrında gizli.

Zarrab tutuklandıktan sonra Saray yeni bir uygulama başlatmış ve Erdoğan basın toplantısına çıkmadan önce gazetecilere yönelik “ne soracaksın” denetimi getirilmişti. Olayı da Fatih Portakal duyurmuştu.

Zarrab tutuklandıktan hemen sonra Fox TV Ana Haber bülteni anchoru Fatih Portakal, Fox Tv muhabirlerinin Erdoğan’a Reza Zarrab olayını sormak istediklerini ancak Erdoğan’ın basın mensuplarının önüne çıkmadan önce Saray görevlilerinin gazetecilerden ne sormak istediklerini öğrendiklerini, “Zarrab’ın tutuklanmasını sormak istiyoruz” diyen Fox Haber muhabirine ise, “bunun bizimle ne ilgisi var” denilerek, bu sorunun sordurulmadığını açıklamıştı. Portakal, “Biz bu soruyu sormak istedik, bunu bilginize sunmak istedik, ama maalesef soramadık sevgili izleyenler” demişti.

Gazeteciler Zarrab’ın ABD’de tutuklanmasını Erdoğan’a soramadılar ta ki 29 Mart 2016 günü Erdoğan, Nükleer Zirvesi için ABD’ye giderken havalimanında açıklamalarda bulununcaya dek. Burada ani bir soruyla karşılaşan Erdoğan, Saray’ın “bizimle ne alakası var” tavrını bir adım daha ileri taşıdı ve “Türkiye’yi ilgilendiren bir konu değil” noktasına getirdi:

Erdoğan: “Bu konu aslında ülkemizi ilgilendiren bir konu olmadığı gibi, bir kara para aklama konusu mudur, değil midir, bilmeden böyle bir değerlendirme yapmayı da doğru bulmuyorum. Ancak kara paranın babaları orada duruyor, Pensilvanya’da duruyor. Burada duranlara acaba oradaki yetkili meçiler her hangi bir uygulama yaptılar mı? … Rıza Zarrab’la ilgili varsa bir şey onu zaten orada, Rıza Bey’in avukatları da gerekli cevabı, gerekli şekilde onlara her halde vereceklerdir ve kendisini de savunacaklardır. Bu zaten ülkemizle alaka bir konu da değildir. Bunu da çok açık net söylemiş olayım.”

VE 180 DERECE DÖNÜŞ

Erdoğan “Bizimle ne alakası var / Ülkemizle alakalı bir konu değil” tavrını, son ABD ziyaretinde 180 derece değiştirdi. ABD dönüşü uçakta bulunan gazetecilerin hepsinin yazdıklarına tek tek bakılınca ortaya çıkan tablo şu:

Gazeteciler birbirleriyle yarışırcasına Fethullah Gülen soruları sormuş, hiçbiri Zarrab olayına girmemiş ve Erdoğan sonunda konuyu kendisi açmak durumunda kalmış. Konuyu açma gerekçesini de şöyle açıklamış:

“Neticede vatandaşımız olduğu için hukukunu aramak zorundayız. Rıza Sarraf değil de bir başka vatandaş da olabilirdi. ABD, bir vatandaşının, diyelim ki George’un Türkiye’de tutuklanmasına nasıl duyarsız kalamıyorsa, biz de bir başka ülkede vatandaşımızın tutuklanmasına kalamayız.”

“Bizimle ne alakası var/ ülkemizle alakalı değil” savunmasından “George” savunmasına bu sözlerle 180 derecelik ‘yumuşak’ geçiş yapan Erdoğan ardından yine gazeteciler sormadan uzun uzun Biden’la yaptığı Zarrab diyalogunu anlatıyor. Hatta uçakta gazetecilerle yaptığı sohbetin en uzun bölümü bu bile diyebiliriz:

“Soru: Biden ile yaptığınız görüşmenin ardından Gülen’in iadesi konusunda somut bir gelişme oldu mu?

Erdoğan: ABD’liler konunun yargı sistemiyle alakalı olduğunu belirtiyorlar. Verdikleri mesaj da şu; ‘Gönderdiğiniz belgeler mahkemelerimizde değerlendirecek, olumlu karar çıkarsa gereğini yaparız, endişeniz olmasın.’ Biden ile görüşmemizde yargı konusu açıldığında Rıza Sarraf konusunu da gündeme getirdim. ‘Bu kişi, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıdır. Eşi ve çocuğu ile birlikte ABD’ye giriş yaptığı anda tutuklandı, eşi ve çocuğu da Türkiye’ye gönderildi. Bu tutuklama hangi kurala göre yapıldı?’ diye sordum. Neticede vatandaşımız olduğu için hukukunu aramak zorundayız. Rıza Sarraf değil de bir başka vatandaş da olabilirdi. ABD, bir vatandaşının, diyelim ki George’un Türkiye’de tutuklanmasına nasıl duyarsız kalamıyorsa, biz de bir başka ülkede vatandaşımızın tutuklanmasına kalamayız. Kaldı ki gerek Adalet gerek Ekonomi bakanlığımızın çalışmalarına göre bu kişinin bir suçu da bulunmuyor. İran da aynı şeyi söylüyor. Buna rağmen bu kişi 6 aydır ABD’de tutuklu. ABD Adalet Bakanlığı’nın davayı havale ettiği mahkeme de ilginç. Savcı Bharara da Hakim Richard Berman da Türkiye’de daha önce FETÖ tarafından ağırlanmış isimler. Yani Adalet Bakanlığı, Sarraf’ı tutup FETÖ’nün yedirip içirdiği isimlere teslim ediyor. Biden’e anlattım. ‘Ben bu kadarını bilmiyordum’ dedi. Hukukla değil, ilişkiler ağıyla başka işler çevirme peşindeler. Enteresandır, mesela tutup iddianameye eşimin TOGEM’in kurucusu olduğu, benim o dernekle ilişkim olduğu falan yazılıyor. Ama o derneğin kurucuları arasında ne eşim var ne de ben. Buna rağmen söz konusu edilmesi adamların art niyetlerinin ne istikamette olduğunu gösteriyor. Halbuki Dışişleri Müsteşarımın da gayet güzel ifade ettiği üzere, ABD hukuk sisteminde ‘egemen bağışıklık’ diye bir madde var. Devlet başkanlarının herhangi bir mahkemeye konu yapılabilmesi mümkün değil. Buna rağmen iddianamede adımızın geçirilmeye çalışılması, işin içinde art niyet olduğunu ortaya koyuyor.”

1909 VURUŞ

Erdoğan’ın 1909 vuruşluk bu uzun açıklaması, Sarraf konusuna verdiği önemi gösteriyor. IŞID tarafından 43 büyükelçilik personeli rehin alındığında bile Erdoğan’ın bu denli uzun açıklamalar yaptığı görülmemişti. ABD Başkan Yardımcısı’na hakimlerden, savcılardan, Zarrab’ın aslında suçsuz olduğundan TOGEM’le ilgisi olmadığından vs.. uzun uzun sözetmiş Erdoğan…

Röportajda başka bir ayrıntı da var. Erdoğan, ABD’ye daha önce Gülen’le ilgili gönderildiği söylenen 85 koli dosyanın, 17-25 Aralık’la ilgili olduğunu açıklıyor. Zarrab ve 17/25 konusunun ABD ziyaretinde Gülen konusunun önüne geçmiş olduğu bile söylenebilir bu durumda.

SABAH GÖRMEDİ

Konunun bir diğer yanı ise medyanın bu konuya yaklaşımı. Cumhurbaşkanı’nın kendiliğinden açtığı Zarrab konusu tüm konuşmalar içinde “yeni” ve haber değeri olan tek konu belki de. Gülen ve Fırat Kalkanı hakkında söylediklerinde ekstra bilgiler yok. Hürriyet ve Milliyet sohbetteki haber değeri olan konuyu yakalayıp manşetlerine taşımışlar. Yandaş medyanın geri kalanı ise Zarrab konusunu iyice küçültüp görünmez hale getirmiş. Havuzun amiral gemisi Sabah ise birinci sayfasında ve içerde verdiği haberde Sarraf konusuna hiç girmemiş. Yani bir kez daha Damat, Erdoğan’ı sansürlemiş.