Yazdır

İspatlanmamış spekülasyonlar ve meşru sorular

Yazar: Joost Lagendijk, Zaman Tarih: . Kategori 2013 Köşe Yazıları

Oy:  / 3
En KötüEn İyi 

Türkiye’nin dışına çıkınca Gülen hareketini izah etmenin ne kadar zor ve bu konuda manipülasyon yapmanın ne kadar kolay olduğuna geçen hafta birinci elden tecrübeyle tanıklık ettim.

Geçen salı Hollanda’da ‘Zaman Vandaag’ın piyasaya çıkması, pek çok kişinin gazeteye ve daha genelleyip, bağlantılı olduğu harekete muhalefet etmesini tetikledi. İşin olumlu yanından başlayayım: Zaman Vandaag gazetesi, Hollanda ve Belçika’nın Hollandaca (Flamanca) konuşulan Flaman bölgesinde olan bitenlerle ilgili Hollandaca haftalık yayına başladı. Genel Yayın Yönetmeni Mete Öztürk’ün formüle ettiği gibi, gazete, 50 yıl önce Avrupa’ya geçici misafir işçi olarak gelen Türkiyeliler ve diğer göçmenlerin burada kalıcı olmalarının bir göstergesi. Zaman Vandaag, Hollanda ve Belçika toplumlarına katılımı teşvik etmek istiyor, basmakalıp kategorileştirmelerle ve önyargılarla mücadele etmeyi amaçlıyor. Gazete, diğer medya organlarının genellikle kaçırdığı bir perspektifi sunmak, bugünün çok kültürlü toplumlarında yan yana yaşayan yeni ve eski Avrupalıların bilinmeyen hikâyelerini yayımlamak istiyor ve fark edilmeden kalma tehlikesiyle karşı karşıya olan olumlu gelişmelere odaklanmayı arzuluyor. İlk nüshanın tanıtımında belirttiğim gibi, gazetenin, kültürel ve dinsel açıdan karışık toplumların ayrılmaz unsuru olan ihtilaf ve çekişmelerden kaçmayan nüanslı haber ve yorumlarıyla farklı kökenlerden gelen Hollanda ve Belçika’nın karışık okur kitlesine ulaşmasını içtenlikle umuyorum.

Flamanca yayın hayatına başlayan ‘Zaman Vandaag’, Hollanda ve Belçika toplumlarına katılımı teşvik etmek istiyor, basmakalıp kategorileştirmelerle ve önyargılarla mücadele etmeyi amaçlıyor.

Maalesef, Zaman Vandaag’ın yayına başlamasına iki olayın gölgesi düştü. Gazete çıkmadan birkaç gün önce, çok saygın ve tanınmış bir TV programı, Gülen sevenlerinin Hollanda’da yönettiği yatılı okulları konu edindi. Bu okulların nasıl işlediği ve bu yüzde 100 Türk tesislerinin öğrencilerin Hollanda toplumuna entegrasyonunu teşvik edip etmediğine dair sorular ortaya atıldı. Cevaplanması gereken meşru sorular. Sorun, bu soruların, Gülen hareketinin şaibeli ve tartışmalı bir fenomen olarak sunulduğu tek taraflı bir bağlama yerleştirilmeleriydi. Net veya doğrulanmış suçlamalar yoktu, ama programı izledikten sonra, Hollandalıların çoğunun tümüyle bihaber olduğu güçlü bir yapının amaçlarıyla ilgili şüpheye kapılıyordunuz. Bu yüzden, gazetenin yayın hayatına atılması töreninde konuşma sözü vermiş olan Sosyal İşler Bakanı, son anda gelmekten vazgeçti. Programın medyada Gülen hareketi hakkında yeni bir tartışma dalgası başlatmasıyla da, laflarını sakınmayan tenkitçilere görece kolay bir görev düştü: Hollanda’da hemen hiç kimse hareket hakkında bir şey bilmediğinden ve bilen çok az sayıda kişi de ikna edici karşı hikâye sunmayı beceremediğinden, aşırı ve uyduruk suçlamaları rahatça ortaya atabildiler.

Gazetenin yayına başladığı gün ikinci bir olay patlak verdi. Büyük gazetelerden birinde, Hollanda’da lezbiyen bir çift tarafından yetiştirilen Türkiye kökenli evlatlık çocuk Yunus hakkındaki kavgayı, Zaman ve Gülen bağlantılı diğer kurumların çıkardığını iddia eden bir makale basıldı. Hikâye başından itibaren zayıf gözüküyordu, zira içinde epey yanlış bilgi vardı ve vakadaki tüm aktörleri Gülen hareketine bağlamaya çalışıyordu, buna Diyanet’in organize ettiği toplantı ve ATV’de yayınlanan bir dizi program da dâhildi ki, her ikisi de Gülen’le bağlantılı varsayılmaz.

Buna rağmen, makale, Gülen’le ilgili süre giden tartışmayı körükledi, Hollandalıların çoğunun bu bilinmezler örgütünde temelden yanlış bir şey olduğuna dair izlenimini güçlendirdi. Harekete sempati duyan pek çok Türk, savunmaya geçip, kızgın tepkiler verirken, tüm eleştirileri aynı kefeye koyma hatasını işledi. Oysa bunun kimseye faydası yok, zira Gülen hareketinde beğenmedikleri her şeyi suçlamaya dönüştüren taraflı komplo kuramcıları ile her ne sebepten olursa olsun, sadece hareketle bağlantılı okul ve yurtlardaki belli uygulamalardan endişe duyanlar arasında çok büyük bir fark var. İlk grubu, ispatlanmamış spekülasyonlarındaki tutarsızlıklarla yüzleştirmek lazım. İkinci grup ise tam şeffaflık temelinde dürüst biçimde cevaplandırılmayı hak ediyor.