Yazdır

Refah Oyları % 15'in Altında

Yazar: Milliyet Tarih: . Kategori Milliyet'te Yasemin Çongar'la

Oy:  / 0
En KötüEn İyi 

Geride kalan siyasi krizin tortusu nedir?

Türkiye'de sistem, demokrasi açısından bir darboğazdan geçti denebilir. Türkiye bir kaostan çıktı, hemen birdenbire mutlak hayra açılması düşünülemez. Askeriyenin müdahalesi oldu. Biraz askeriyenin isteğiyle o çizgide bir hükümet kuruldu. Bunda başkalarının oyunları da oldu. Bunlar demokrasinin hakim olduğu, olunmasının istendiği bir ülkede sevimli şeyler değildi, olmaması gerekli şeylerdi. Fakat tıpkı bir kangren olmuştu...Buna neşter vurma manasında bir şey yapıldı. Birdenbire böyle kaoslu bir durumdan, nizama, intizama, ahenge geçilmesi elbette pek mümkün değil. Fakat şu anda bir uçurumdan geriye dönülmüştür. Dilerim inşallah, birileri çıkıp içinden zor sıyrıldığımız o fasit dairenin içine milleti bir daha çekmez.

Seçimlerden RP'nin yine güçlü çıkacağı, eski siyasi şemaya dönüleceği fikrine katılıyor musunuz?

Çok katılmıyorum, katılmak da istemiyorum. Belli yerlerde bu işi planlayanlar arasında tablo çok değişti birdenbire. Bunlara dönülmez. İkinci mesele de, hani Refah oy alabilir mi? Refahlı dostlarımız rencide olabilirler, Refah'ın oyu yine yüzde 15'tir zannediyorum. Hatta o kadar bile yoktur.

Türkiye'de böyle güçlü, güven vadeden hükümet olmadığından Refah'taki oy büyük çoğunluğu itibariyle gayri memnunların oylarıdır. Kimisi bunların ev peşindedir. Kimisi mahalle peşindedir. Kimi işte göç probleminin halli peşindedir. Kimisi küçük bir destek peşindedir. Ve kimisi de, bir iki asırdan beri uzak kaldığımız tarihi değerlerimiz, dinamiklerimize sanki böyle yeniden dönülecek gibi, acaba devletler muvazenesinde yoksa bir Kanuni dönemini yeniden idrak mi edeceğiz gibi hülyalar yaşayan insanlar olabilir. Bütün bu telakkiler zannediyorum, oy potansiyelinin yarısı kadarını bugüne tevci etmiştir. 'Mağduren, manzulen bir kenara itildiler. Bu millet mağdurun yanında yerini alarak oy bakımından daha bir zenginleşmiş olarak karşımıza çıkacaklar' şeklinde düşünmüyorum.

RP'nin kapatılması, Türkiye'nin genel dengeleri açısından ne sonuç verir?

Amerikalı yetkililerin, kanaatleri bana intikal ettiği kadar, Refah'ın kapatılacağı merkezinde düşünceler var. Ben eskilerin ifadesiyle 'bila kaydu şart' o mülahazalara katılmıyorum. Hiç kapamayabilirler. Refah Partisi'nden kurtulmak isteyenler için kapamak bir iştir. Bana yapacakları şey, kendileri açısından bunu yapmak isteyebilirler, daha makulü, Refah'ı kapatmamak, mahkemeyi devam ettirmek, mahkeme devam ederken seçime girmek. Seçim sathı mahalline girilirken mahkemenin devam etmesi Refah'a olan güveni sarsar. Kapatılacak olan bir parti mülahazası hasıl eder. Oy verilmez ona. Daha demokratik yolla bu oylar Refah'a yakın partilere kayar, büyük ölçüde. Maksat hasıl olur. Belki böyle yapmayı tercih ederler. Böyle yapmada, toplum tarafından birilerini büyük ölçüde töhmet altına itmez. Mahkeme bitmemiştir. Karar verilmemiştir. Kapatılmamıştır. 'Eh, ne yapalım, millet tercihini bu istikamette yaptı' diyebilirler.

Seçmende mağduriyet hissi tam tersi tepki doğurmaz mı?

Türk toplumunu biraz biliyorum. Öyle olacağına ihtimal vermiyorum. Refah, partiler içinde teşkilatlanma, üye kaydı bakımından yüksek performans göstermiştir. Bunu kimse inkar edemez. Diğer partiler o kadar can siperane mücadele verselerdi, üzülerek ifade edeyim, Türkiye'de dengeler bu ölçüde bozulmazdı.

Refah çizgisinde yayın yapan bir televizyon var. Seyircisi bellidir bunun. Demek ki toplum, bilinçli olarak bir düşünceyi iltizam etmekten daha çok, belli beklentilerle Refah'ın arkasından gidiyor. Doğrudan doğruya Refah'ın hissiyatına tercüman olan gazeteler var. Bunların bütününü toplasanız elli bin tirajı olmaz. Bu bir şeyi gösteriyor.

Demek ki, Refah seçmeninde daha ziyade kitle ruh hali müessir oluyor. Yoksa düşüne taşına, herkes orada hür iradesiyle bir seçim yapmıyor. Refahlı dostlarımız, dilerim bundan müteessir olmazlar. Ama bu bir gerçektir. İfade edilmesinde yarar var. Çünkü bir Refah gerçeğinin yanında bir de Türkiye gerçeği vardır. Biz tercihimizi hep bu istikamette kullanıyoruz.

Refah tabanında radikalleşme olursa?

Aslında Türkiye bu gibi sorunlara bir ölçüde, öteden beri sebebiyet verdi. Sertçe davranıldı. 12 Mart'ta oldu, sonra 12 Eylül oldu. Fakat Türk toplumu her defasında büyük bir çoğunluğuyla çok basiretli hareket etti. Mağduriyetlerini kin ve nefrete vesile yapmadılar.

Ben burada böyle bir mağduriyete uğramış olmanın büyük çoğunluğu radikalizme iteceğine kani değilim. Çünkü çoğu zaten şuurluca bilerek meselenin içinde değil. Belli vaatlerinden ötürü. Bir şeyler vaat ettiler. Ne var ki, sekiz dokuz aylık bir süre zarfında gördük ki vaad edilen meselelerin öşrü bile - malum öşür bir vergidir - yapılmadı. Bir nabız tutulsa anlaşılacaktır.