Yazdır

Güneş Balçıkla Sıvanmaz

Yazar: Dünden Bugüne Tercüman Tarih: . Kategori Tercüman'da Mehmet Koca İle

Oy:  / 7
En KötüEn İyi 

- Hakkınızda "öldü" iddiası daha önce de ortaya atıldı mı?

Beni daha önce de öldürdüler. Hiç unutmuyorum, eski yıllarda, kardeşim, telefonun diğer ucunda bana şunu söylüyordu ağlayarak: "Bir haber duyduk: Camiden çıkarken baltayla kafanı parçalamışlar" dedi ve ardından sesi kesildi, herhalde bayıldı. Dolayısıyla bu tür yalan haber yayınlayanların, ne insana, ne de insanî değerlere saygıları yok. Türkiye'de biri de çıkıp "Tamam artık, Allah'tan korkun. Bu mesele tamamen çığırından çıktı" demiyor. Böyle bir şey denilmediği, kanunî bir düzenleme yapılmadığı için de yalan, yalanı atanın yanına kâr kalıyor. Yalancı onunla prim yapıyor, tiraj alıyor, müşteri kazanıyor. Dolayısıyla reklâm pastasından aldığı pay oranı artıyor.

- İftiralar sizi üzüyor mu?

Üzülmedim diyemem. Elbette üzüldüm, canım sıkıldı. Ama şöyle teselli buldum kendi kendime: Aişe validemize devr-i saadette iftira atanlar oldu. Mülhidler Allah'a iftiralar attılar. Kur'an-ı Kerim'de kaç yerde Allah'a atılan bu iftiralardan bahsediliyor. Haşa! "Allah evlât edindi" diyorlar, "Melekler Allah'ın kızlarıdır" diyorlar. Zat-ı Uluhiyet'e karşı saygısızca bu ifadeler benim her zaman rikkatime dokunur. Şimdi bunu mülhidler Allah'a, Hazreti Aişe Validemiz'e yapmışlar. Sonra günümüz mülhitleri de benim gibi bir kıtmıre yapmışlar. Çok mu diyor ve teselli oluyorum…

Zulmetme kabiliyeti olanlar zulmederler. İşin acı yanı –tabiî acı mı, tatlı mı ona siz karar verin- sizin ısıran dişleriniz olmadığı için ısıramazsınız. Bana göre böylesi daha iyi. Varsın onlar zulmetsinler, zulme devam etsinler, biz de temkin ve teyakkuz içinde istidadı olanlara Cenâb-ı Hakk'ın rahmet ve mağfiretini dileyelim, yanlış yolda yürümeden onları halâs etmesini isteyelim.

İftiraya maruz kalma, komplolarla karşılaşma her zaman bu yolun yolcularının kaderi olmuştur ve olmaya da devam edecektir. Ama basiret her şeyi silip-süpürüp atmıştır. Basiret karşısında, hiçbir komplo, hiçbir iftira tutunamaz.

Hizmet Sürecek

Dünyanın dört bir yanına Türk kültürünü, Türk dilini götüren insanların faaliyetlerini görmezlikten gelmek bir nankörlüktür. İşte ben bu faaliyetlere güneş diyorum. Güneş ise balçıkla sıvanmaz. Ne yaparlarsa yapsınlar, bu basiretli toplum her şeyi görüyor ve biliyor. Dolayısıyla olup biten bu şeylere engel olmama, ışığı söndürememe, onları hezeyana sevk ediyor. Muvazenesizce çırpınıyorlar. Bunun da bilinmesi lâzım. Çünkü söz konusu zihniyete göre aynen kast sistemine inananlar gibi onlar –hâşâ ve kellâ- yaratıcının ağzından-kulağından, öz-be-öz Anadolu'nun hakiki evlâdı ise, tırnağından yaratılmış. dolayısıyla, siz ne kadar nâsezâ nâbecâ da deseniz: "Aman vermen vurun, iflâh etmeyin, öldürün!", bu faaliyetleri gerçekleştirenler hakkında verilen hükümdür. "Öldürün siz onları, sonra delil buluruz", bu anlayışın dayandığı temel mantıktır. Bunun da böylece bilinmesinde fayda var.

Son olarak; Hiç kimse moralinin bozmasın. Bu millete, bu milletin bugününe ve yarınına, hatta bütün insanlığa yapılan şu hizmetler, Allah'ın izni ve inayetiyle devam edecek, kervan yürüyecektir. Bu kervanı yine Allah'ın lütfu ve keremi ile ne iftira durdurur, ne de tezvir.

Medine'nin Gülü

Andım yine Seni her şey yâdımdan silindi,
Hayâlin gönlümün tepelerinde gezindi;
Bu bir serâp olsa da hafakanlarım dindi..
Andım yine Seni her şey yâdımdan silindi.

Keşke hep aşkınla oturup aşkınla kalksam,
Rûhlar gibi yükselip de ufkunda dolaşsam;
Bir yolunu bulup gönlünden içeri aksam..
Keşke hep aşkınla oturup aşkınla kalksam.

Anlasam, vuslata ne zaman ferman gelecek?.
Hicranla yanan gönlüm durmadan inleyecek;
İnleyip en taze hislerle hep bekleyecek..
Anlasam, vuslata ne zaman ferman gelecek?

Kalbim bir güvercin gibi titrerken adından,
Ne olur Sana ulaşmam için kanadından;
Bana bir tüy ver, pervaz edeyim hep ardından..
Kalbim bir güvercin gibi titrerken adından.

Ey kupkuru çölleri Cennet'e çeviren Gül;
Gel o bayıltan renklerinle gönlüme dökül!
Vaktidir, ağlayan gözlerimin içine gül!.
Ey kupkuru çölleri Cennet'e çeviren Gül!

Mecnûn gibi arkanda koşan kulun olayım,
Bir kor saç içime ocaklar gibi yanayım;
Sensiz geçen bu acı rüyâdan kurtulayım..
Mecnûn gibi arkanda koşan kulun olayım..

Aklım uzakta kaldığı günleri saymakta,
Rûhuma sisli-dumanlı bir kasvet yaymakta;
Göster çehreni ki, güneş gurûba kaymakta..
Aklım uzakta kaldığı günleri saymakta...

Son demde hiç olmazsa gurûbum tulû olsun,
Gönlüm ufkunun en taze renkleriyle dolsun;
Her yanda tamburlar çalınsın; neyler duyulsun..
Ne olur, hiç olmazsa gurûbum tulû olsun..!