Makam ve mevkinin götürdükleri

Devlet hayatında “olmazsa olmaz” konumunda bulunan müesseseler vardır. Bunlar devlet çarkının işleyişinde hayatî bir önem arz ederler. Tabiî bu makamın insanı gurura, kibire itebilecek duyguları uyandırması da muhtemeldir. İnsan bu duyguları baskı altına alamaz, aksine onların zuhuruna imkân verirse, önce fert sonra da böylesi fertlerden müteşekkil o müesseselerin devlet ve millet için zararlı olacağı muhakkaktır.

İmam Gazzâlî Hazretleri hayatında üç defa erbaîn yapmış. Birinde, tasavvufî ruh ve mânâya yönelmiş; bu dönemde varlığı ulûm‑u zâhirenin çerçevesinin dışında görme ve varlığı farklı yorumlama ufkuna ulaşmış. Bir süre sonra, bir erbaîn daha yapmış. Bunda da esmâya açılmış ve bir öncekine nispetle daha farklı bir müşâhedeye uyanmış. Üçüncü erbaînde, tasavvuf ölçüsünde kendisine tecellî eden şeylerin verâsına ulaşmış. Aslında kim olursa olsun insan bu türlü arayışlar içine girmezse, hep nazarî Müslüman olarak kalır. Böyleleri eşyanın hakikatini tam müşâhede edemedikleri gibi varlığın perde arkasına da muttali olamazlar.

– Siz de erbaîn yaptınız mı?

Ben eğer ona “erbaîn” denecekse, ilk erbaîni cebrî olarak askerde yaptım. Talat Aydemir hâdiselerinde, birlik olarak, bilmeden onun safında yer aldığımız için, silâhlarımızın mekanizmaları alındı ve biz, Mamak’ta –zannediyorum– iki ay kadar hiç dışarı çıkmadan âdeta orada tecrit edildik. Bu tecridden önce gıdama, yiyecek ve içeceğime dikkat etmekle beraber böyle bir tecridde daha fazla dikkat etmek zorunda kaldım. Ben o erbaînde rüya‑yakaza arası bazı şeylerin tecellîsine şahit oldum ki onları burada söylemem –zannediyorum– münasip olmaz.

Ancak şu kadar diyebilirim ki, erbaînin cebrîsinde bile eğer perde aralanıp, çeşitli şeyler münkeşif oluyorsa, iradî erbaînlerde Rabbimin neler göstereceğini tahmin etmek zor olmasa gerek.

Son olarak bir şey daha ilave etmek isterim. Madem insan bu yolla eşyanın perde arkasına muttali oluyor. Öyleyse bu kapı ihmal edilmemeli ve onu ardına kadar açmak için mutlaka zorlanmalı. Bu vesile ile Mevlâna’nın anlattığı, Celâleddin Harzemşah’la alâkalı bir kıssa hatırıma geldi. Hazret, her gün kapısına gelip yeri eşeleyen, sonra da çekip giden bir köpek görür. Nihayet bir gün ona sorar: “Sen her gün gelip burayı eşeliyor, sonra da çekip gidiyorsun. Sebep nedir?” Köpek şöyle mukabelede bulunur: “Ben bir gün burada bir kemik bulmuştum.”

Evet, madem Allah (celle celâluhu) bizlere, erbaîn vesilesi ile aklımıza‑hayalimize dahi gelmeyen nimetler lütfediyor, öyleyse o hiç terk edilmemeli...

Pin It
  • tarihinde hazırlandı.
Telif Hakkı © 2020 Fethullah Gülen Web Sitesi. Blue Dome Press. Bu sitedeki materyallerin her hakkı mahfuzdur.
fgulen.com, Fethullah Gülen Hocaefendi'nin resmî sitesidir.