Hassas ve Hissiz Ruhlar

Havf, reca, saygı ve sevgi gibi ulvî hisler samimî mü'minin ruhunu çepeçevre sardığında, mü'minin gözünden dökülen damlaların adıdır gözyaşları. Yüzünü bu gözyaşları ile yıkayan da ince ruhlu insandır. İçi sızlamayıp, kirpiği ıslanmayanlara gelince, onlar birer kem tali'lidir.

Günümüzde, mü'minler olarak yarım yamalak yaşadığımız dinimizle gerçek hâlimiz arasında ciddî tutarsızlıklar vardır ve genel durumumuz çok ağlanacak tablolar içermektedir. Maddî-mânevî hayatın hemen her ünitesinde ciddî imtihanlara maruz kalmış olmamıza rağmen bir kısım insanlar hâlâ gülebilmekte ve anlamsızca eğlenebilmektedirler. Bu itibarla bir kesim böyle vurdumduymaz bir hâl içinde olunca, diğer kesime de oturup âh u efgân ederek gözyaşı dökmek düşüyor. Eğer vazifem olsaydı ve elimden gelseydi, katı kalbleri yumuşatma yolunda hiç durmadan yirmi dört saat, hatta Hz. Yakup gibi kör olasıya ağlar, bu gamsızları yumuşatmaya çalışırdım.

Aslında kötülük yapmaya kilitlenmiş o katı kalbleri, değil gözyaşları, Cennetlerin kevserleri bile yumuşatamaz. Zira bu tür insanlar rahmet ve şefkatten fersah fersah uzak öyle nasipsizlerdir ki, bunlar gam deryasının içine düşseler bile, damlanın ıslattığı kadar olsun ıslanmadan hep kupkuru kalır giderler. Evet bir tarafta havadan nem kapanlar -ki onlara canım kurban olsun!- diğer tarafta ise deryanın içinde bile ıslanmayan kaskatı ve olabildiğince kaba ruhlar...

Bugün ağlanacak o kadar çok şey var ki! Bazen neye ağlayacağımı ve neye üzüleceğimi bilemiyorum. Yumurtanın kırılacağına mı, civcivin çiğneneceğine mi, hazanın eseceğine mi, harmanın savrulacağına mı, baharın kaçırılacağına mı, hasat mevsiminin boşu boşuna geçeceğine mi.? Yoksa kendi duygu ve düşünceni paylaşanlar içinde, tıpkı kızılelma önünde, Viyana'ların eşiğinde, Giraylar tarafından köprünün açılmasıyla arkadan hançerlenme gibi hançerleneceğine mi, Ordu-yu Hümâyûn'un derbeder olacağına mı?

Ey bütün bir tarih boyu ağlamayı unutanlar! Gelin; şu çıkmaz gibi görünen işlerin başında durup bir kere daha asırlık gamsızlığımıza, vurdumduymazlığımıza son vermek için sa'y ve şevkimizi kamçılama adına oturup hep beraber ağlayalım!

Ağlanacak bunca şeyin olduğu, sıkıntı ve ızdırap dolu bu kutlu yolda mü'minin en büyük azığı sabır olmalıdır. Allah Resûlü, dini için çektiği sıkıntılar karşısında Yâsir ailesine şöyle seslenmiştir: "Sabren yâ Âle Yâsir! Feinne mev'idekum el-cenne - Sabredin ey Yâsir ailesi! Size vaad edilen yer Cennet'tir." Demek ki her varoluş, Âl-i Yâsir gibi "sabir" dikenini yutmaktan geçiyor. Yemek borunuza takıla takıla, midenizde kendisini hissettire hissettire, bağırsaklarda sancı hâline gele gele.. acı ve ızdırapla kıvrandıra kıvrandıra bir süreçten geçiyor. Hele biraz daha sabır. Bu yolun sonu Cennet'tir. Gün gelecek, ötede güllere saksağanları salanlar, gül tarlasını dikenlere terk edenler, yumurtalara dokunma plânıyla oturup kalkanlar o gün ellerini dizlerine vurup ettiklerine nâdim olup ağlayacak ve eyvahlar edecekler ama o gün defterler kapanmış ve iş işten geçmiş olacaktır...

Pin It
  • tarihinde hazırlandı.
Telif Hakkı © 2024 Fethullah Gülen Web Sitesi. Blue Dome Press. Bu sitedeki materyallerin her hakkı mahfuzdur.
fgulen.com, Fethullah Gülen Hocaefendi'nin resmî sitesidir.