Röportajdan Son Alıntı: Arz-ı Hal!

- Burada bulunuşunuzu hangi kelime daha iyi açıklar? Sürgün mü, hicret mi, kaçış mı?

Hangi niyete bağlanmışsa ona göre hüküm alır. Ben hastaneye geldim check-up yaptırmak için.. Dolayısıyla kendi kültürümü anlatmak için hicret ettim diyemem. Çevreyle de görüşmüyorum zaten.. Değişik yerlerden ısrarla dünya barışı, hoşgörü ve diyalog çerçevesi içinde mutlaka katılın, diyorlar. Müstenkif davranıyorum hep.. Türkiye'de birilerinin başarısını "Cenab-ı Hak benim gayretimle lutfetti" demedim. Bunu şirk sayıyorum. Her şeyi Allah yapar. Fakat birinin elinden böyle hayırlı bir iş meydana gelince, bunu hazmedemeyen, bütün güzel şeylerin kendilerine gönderilmesini isteyen kimseler var. Bunlar rahatsızlık duyuyorlar. Size birileri "barış kahramanı" dese zannediyorum kalpten gidecekler. Bunların hepsini hesap ediyorum..

Tedavi için geldikten sonra biraz daha burada kalmada maslahat görüyorum. Çünkü, başkaları gibi dişim yok ısıramıyorum. Pençem yok, pençe atamıyorum. Onlar ısırıyor, yanlarına kalıyor. Pençeliyorlar, parçalanıyor bazı yerler. Onuruma, gururuma dokundurucu şeyler söylüyorlar. Dinim var. Kimseye minnetsiz yaşadığım bir hayatım var; ama karşı taraf insanî değerleri hiç bilmiyor. Tecavüz ederken insanî değerlerin üzerinde tepindiğinin hiç farkında değil. Öyle olunca onlar bilmiyor bari ben kendim üzülmeyeyim, horlatmayayım, üzerimde raksetmelerine izin vermeyeyim, mülahazasıyla daha olumlu bir zaman bekleme düşüncesiyle burada intizardayım. Bunlar da bana "çık, git" demezlerse, Türkiye'deki havanın biraz daha durulmasını bekleyeceğim..

-Sürgün kelimesi ruhunuza uygun geliyor mu?

Canım sıkıldığı zaman sürgün, diyorum. Ve onda da teselli buluyorum kendime göre. Dünyada çok kıymetli insanlar sürgüne uğramıştır. Abdülhamid gibi vatanını seven bir insan bile sürgüne gönderilmiştir. Mehmet Akif, Namık Kemal, dünya kadar insan sürgün yaşamış. Hatta kendi hoşgörü telakkilerim için kimseye "onlar" "ötekiler" "karşı taraf" "karşı cephe" demeyi yakışıksız buluyorum; ama kendine göre düşüncesinden dolayı Troçki de Meksika'da sürgün yaşamış.. Türkiye'de binlerce insan bugün de anket yapılsa sevdiklerini söylüyorlar. Zaten benim için utandırıcı bir şey yok. Ben hırsız filan değilim. Allah'ıma sena olsun haram yemedim. Çalmadım, çırpmadım. Kardeşlerimin durumu bellidir. Bir işle uğraşıyorlar. Bir ağaç kovuğundan da çıkmadık. Yani geniş bir ailemiz vardı, fakat neyleyeyim hep böyle kalsın kardeşlerim. Böyle olduğu halde değişik şeylerden dolayı ilişmelerin incittiğini, acıttığını ve içimi kanattığını söylemeliyim.

-Nasıl bir işaret beklersiniz dönebilmek için? Bu pusun tamamen kaybolmasını mı?

Sağlığım müsait değil benim bunları dinlemeye.. Burada bir sıkıntım da yok. Yani ben zaten bekar insanım. Şeker hastasıyım, damla damla bir şeyler yiyorum. Bana çok az şey yetiyor. Allah'ın lütfu, 40-50 tane kitap yazdım, teliflerini gönderiyorlar. Bu mevzuda bir problemim yok. Nerede bir delik bulursam başımı sokup orada kalıyorum. Sular tam durulmadıktan sonra yeniden Türkiye'de bir kıyamet kopmasına vesile olmak istemem.. Çünkü suru dudağında üflemek için bekleyenler var!.."

Not: Tarihin ibret sayfasına akseden bu hazin arz-ı hali okuduktan sonra, vicdanımda doğru mu eğri mi olduğunu tam kestiremediğim şöyle bir soru belirdi:

- Büyüklerini, gözleri önünde maruz bırakıldığı zulümden koruyamamanın vebali var mı acaba? Varsa kimlere ne kadar vebal düşer bu ihmal ve seyircilikten?..

Pin It
  • tarihinde hazırlandı.
Telif Hakkı © 2025 Fethullah Gülen Web Sitesi. Blue Dome Press. Bu sitedeki materyallerin her hakkı mahfuzdur.
fgulen.com, Fethullah Gülen Hocaefendi'nin resmî sitesidir.