Alaattin Öksüz

Fethullah Gülen Hocaefendi'yi tanıyanlardan: Alaattin Öksüz</p>

Erzurum'da Hizmet'in öncülerinden Alaattin Öksüz, Hocaefendi'yi ve Hizmet'i tanımasını ve ilgili hatıralarını şöyle anlatıyor:

Yaş elli, Hizmet nedir, Hocaefendi kimdir bilmiyoruz. Bir dairemizi talebelere vermiştik. O daireye bakmaya gittim, oradaki talebelere "siz kimsiniz" diye sordum. "Biz Fethullah Gülen Hocaefendi'nin talebeleriyiz" dediler. Hocaefendi'nin ismini, Hizmet'i orda duydum. İşte böyle Hizmet'e girmiş olduk. Hizmet'e girmemize vesile bu daire oldu.

Hizmet, Türkiye genelinde vilayetlere yeni dağılmaya başlamış. Akyazı Vakfı kuruluyor, şubeleri vilayetlerde açılıyor. Erzurum'da gelip şube açmışlar. Hizmet'i o tarihte tanıdık, hizmet'e başladık. Hizmet'i tanıttılar, bize Erzurum bölgeyi verdiler.

Fethullah Gülen Hocaefendi ile tanışması nasıl oldu?

Beni İbrahim Kocabıyık alıp Hocaefendi'yi görmek için İzmir'e götürdü. Hocaefendi, Bozyaka'da. O zaman Bozyaka talebe yurduydu. Ben köylü çocuğuyum, ne yurt görmüşüm, ne Hocaefendi'yi bilirim. İhtiyacımız var, Hocaefendi'den para istemeye gittik. Bir de görmeye. İlk gittiğim zaman. Erzurum'dan gitmişim, karakterim belli, bir şeyden haberim yok, hizmet nedir, Hocaefendi kimdir böyle bir şeyden haberim yok. Götürdüler, bir heyecan da yok bende. Aşağıya indik bodrum katına, Hocaefendi orda, talebenin biri cevşen okuyor, birisi uyuyor, birisi namaz kılıyor, hep çocuk. Hocaefendi, orda bize bir namaz kıldırdı. Hocaefendi'nin soru sepeti vardı, Hocaefendi'ye bir şey soracak olan soruyu kağıda yazıp sepete atıyordu, Hocaefendi namazdan sonra onu cevaplandırırdı. O zaman sistem böyle. Hocaefendi'yi ben öyle tanıdım. Çok kalmadık, bir veya iki gün kaldık. Hocaefendi bize yardım etti. Geldik, döndük.

Hocaefendi ilk himmet yapmaya Erzurum'a geldi. Erzurum'un, Doğu'nun, belki Türkiye'nin temeli. Erzurum'da hizmetin temeli için Hocaefendi bir milyon iki yüz elli bin verdi. İlk himmet burada oldu. O ne gün, ne tatlı gün!

25 kişilik yemek hazırlatmıştım 70 kişiye yetti arttı

Hocaefendi arandığı zaman gelirdi bizim eve, kahvaltı ederdi, bizde yemek yerdi. Bir tarihte Hocaefendi Erzurum'a geldi. Hocaefendi bizim evde yemek yiyecek. Eve "yirmi beş adamlık yemek pişirin" dedim. Hocaefendi, Korucuk'a babasının mezarına gitti. Erzurum'da birdenbire "Fethullah Gülen Hocaefendi Öksüzlerde yemek yiyecek." diye duyulur. Baktım talebeler bize gelmeye başladı. Talebeleri çayla kandırdık. Yirmi beş adamlık yemek. Hocaefendi gelmiş, bizim ev dolmaya başladı. Ben de terlemeye başladım. Üniversiteden profesör geliyor, bilmem nerden müdür geliyor, bilmem nerden Hizmet'in adamı geliyor, tanıyan geliyor, Hocaefendi'nin hısımı geliyor... Ben kimi evden kovayım. Anlamazlar ki yirmi beş adamlık yemek pişirmişim. Yüz otuz metrekare ev doldu. Masa yok, diz çöktüler. Tuvalet hariç, mutfak dahil bütün ev doldu. İstanbul'dan, İzmir'den gelmişler. Erzurum'dan da doldu. Yatak odaları mahremdir, kimse giremez. İstanbullu yatağımın, karyolanın başucuna oturmuş, İzmirli ayakucuna oturmuş, Erzincanlı da ortaya oturmuş... Diz çökmüş oturdular, Hocaefendi'yi bekliyoruz. Ben terlemeye başladım. Yirmi beş adamlık yemek. Hocaefendi geldi, üst kata çıktı, orda beş altı adamla yemek verdik. İnanın vallahi yetmiş adam yemek yedi, yemeği bitiremedi.

Biraz aradan zaman geçti, gene Hocaefendi'ye gittik. Ali Bayram, ben, İbrahim Kocabıyık. İzmir'e gidiyoruz. Hocaefendi o zaman İstanbul'da değil, İzmir'de, Bozyaka'da. Gene otobüsle gitmişiz, yorulmuşuz. Baktık sabahtan bir gürültü var, bu ne gürültüsü diye pencereden baktık, Hocaefendi sileceklerle bahçenin mermerlerini siliyor. Böyle gördük Hocaefendi'yi. Gene Hocaefendi'yle oturduk, kahvaltı ettik. Erzurum'u sordu. Gene bize yardım etti, biz çıktık geldik Erzurum'a. Ondan sonra Hocaefendi Erzurum'a gidip gelmeye başladı. Hocaefendi gelirdi, kardeşinin evinde kalırdı. Hocaefendi'nin derdi neydi? Bir derdi vardı.

1991'de Ulucami'ye geldi. Türkiye genelinden abiler geldiler. Ulucami'de vaaz edecek. Bizim de gitmemiz lazım. O başka bir âlem. Ahmet Özer bana telefon etti, "sabah kahvaltıda sizdeyiz" dedi. Gece iki buçuğa kadar hazırlık yaptık. Sabah namaza kalktık, Hocaefendi'yi bekliyoruz. Ahmet Özer'le misafirlerin gelmesini bekliyoruz. Kimse gelmedi, Ulucami'ye gideceğim. Baktım kapı çalındı, kapıyı açtım, İbrahim Kocabıyık, peşinde kaç tane misafir var bilmiyorum. Buyur dedim, ben zannettim Ahmet Özer'in dediği grup geldi. İçlerinden biri "kahvaltı da hazırmış" dedi. Ben "siz telefon etmediniz mi" dedim. Onlar biz telefon etmedik, haberimiz yok dediler. Adamdaki ihlasa bak. İbrahim Kocabıyık, "kalkın hacı amcada kahvaltı yapalım" demiş. Kahvaltı yediler, kalktık gittik Ulucami'ye. Hocaefendi orda sohbet etti, hiç unutmam. O da başka bir şeydi. Bütün Erzurum ayaklandı. Hocaefendi birkaç gün kaldı burda, gitti.

Bir gün Hocaefendi'ye İstanbul'a gittik. Hiç unutmuyorum, beş on kişi Hocaefendi'yle oturmuşuz. Hacı Rıza, Hacı Kemal falan hep ordalar. Ben de Hocaefendi'nin yanında oturuyorum. Ortaya bir et getirip koydular. Kopartıp Hocaefendi'nin önüne süreyim de yesin dedim. Baktım ki koparmaya imkan yok, bıçakla bile kesemiyorum, ne eti koymuşlar ben anlamadım. Korkumdan kaçıp gideyim dedim, şimdi bıçağı vururum Hocaefendi'nin üstüne etin suyu gelir, rezil olurum. Kalktım kaçtım, başka yerde yemeğimi yedim.

Hocam zorla da olsa Erzurumlular namına senin elini öpeceğim

Hocaefendi bizi mütevelli olarak İstanbul'a davet etti. Gittik oraya, Hocaefendi bizi misafir etti. Bir hafta kaldık. Kimse yanına giremiyor, bana "Hocaefendi'den izin al, gidelim" dediler. Gittim izin aldım. "Niye gidiyorsunuz" dedi. "Hocam, arkadaşlar öyle istiyor" dedim. Bize birer tane de Kur'an-ı Kerim hediye etti. Hocaefendi'yle vedalaşıyoruz, ama kimseye elini vermiyor. Sıra bana geldi, döndü "ne diyorsun" dedi. "Hocam elini öpeceğim" dedim. Sertçe "öptürmem" dedi. "Hocam zorla da olsa Erzurumlular namına senin elini öpeceğim" dedim. Güldü, "öptürmem de gel seninle bir sarılalım" dedi. "Sarılalım" dediği gibi kulağım duymuyor, iyice sağır oldum mu! O arada elini dalıma vurmuş. Kendime bir şey çıkarırım Allah kahretsin! Allah bana ne nimet vermiş. Vallah kimseye vermedi. Elini dalıma vurmuş, "Gel eskimeyen eski adam" demiş bana. Sadık Hoca ile Sabri Hoca dedi bana. Ben duymadım.

Bu hatıraların neresini unutayım? Bu ne nimettir! İşte boyna giderdik, Hocaefendi'yle himmet toplardık. Böyle tatlı günlerimiz... Ben size bir şey diyeyim mi; Hocaefendi'nin yanına gittim mi Hocaefendi sıradan bir hoca gibi amcam abim falan soracağı yok, Hocaefendi'nin derdi hizmet.

Hizmet'te olmasaydım ben bitmiştim

O tarihteki lezzeti, tadı hayatımda ben yaşamadım. Üç kardeş hayatımızı Hizmet'e verdik. Karılarımız dediler ki "yahu siz delireceksiniz, ne yapıyorsunuz?" Hocaefendi'nin bir sözü vardır; "bir Hizmet erbabı eğer en azından kendi işi kadar Hizmet'i düşünmezse o hakiki Hizmet erbabı değildir." O tarihte Allah bize onu verdi. Gece gündüz Hizmet, derdimiz Hizmet, başka bir şey yok. Ben nasıl şükretmeyeyim, emin olun şu Hizmet'te olmasaydım ben bitmiştim. İşte o tarihten bu yana elimizden geldiği kadar vereceğimizi Allah kabul etsin, o tarihte yirmi üç tane dairem vardı, üç kardeş idik, Erzurum'da iyi zengin idik. Elhamdülillah. Şimdi ne daire kaldı, ne bir şey kaldı. Şu ev, bağkur aylığıyla geçiniyorum ben. Ama bu Hizmet'i bana verdi Allah. Şu Hizmet'e bedel dünyayı versinler ben bakmam, vallahi de bakmam. Servet ne yahu! Servetim gitti, bir şey kalmadı. Vallahi bu Hizmet'in kıymeti yanında o servetin zerre kadar değeri yok. Vallahi dünyayı versinler, Hizmet ile değişmem.

Gönül erlerine tavsiyeleri ve duası

Allah bu Hizmet'i bu zamana kadar getirdi. İşte onun için bütün Hizmet erbabına diyorum, bütün dünyaya bağırıyorum; Hizmet'in kıymetini bilin! Elli senede bütün dünya bu Hizmet'i takdir etmeye başladı. Bütün dünyaya hizmet ettin, bütün dünyayı fethettin sen; ama kimsenin haberi yok. Allah bize şuur vere! Allah işi rast getire!

Eğer bugün bir yanlışlık varsa kabahat Hizmet'te değil, bizlerde. Allah Hocaefendimize hayırlı ömür vere! Allah vücuduna sıhhat vere! Ona her gün dua ediyoruz. Biz dua edecek adam değiliz; ama ne yapalım duadan başka çaremiz yok.

Herkes Hizmet'e sahip çıksın! Hizmet Allah'ın. Sen sahip çıksan da bu iş yürüyecek; çıkmasan da yürüyecek.

Bu dosya, Irmak TV’de yayınlanan "Geçmişten İzler" programından istifade edilerek hazırlanmıştır.

Pin It
  • tarihinde hazırlandı.
Telif Hakkı © 2024 Fethullah Gülen Web Sitesi. Blue Dome Press. Bu sitedeki materyallerin her hakkı mahfuzdur.
fgulen.com, Fethullah Gülen Hocaefendi'nin resmî sitesidir.